|
EMZİRMENİN ANNE SAĞLIĞI AÇISINDAN ÖNEMİ
RAHİMİN KASILMASI VE KANAMANIN
AZALMASI
Emzirmenin ilk belirgin etkisi
rahim kasılmaları üzerindedir. Bebeğin doğumu ile birlikte rahim
kasları çok kuvvetli şekilde kasılır ve böylece plasentanın
ayrıldığı yerden olan kanama kesilir. Bu olaya uterin involsyon
adı verilir. Rahimin yeterli şekilde kasılması oksitosin adı
verilen hormonun etkisiyle olur. Doğum sancılarının başlatılması
ya da desteklenmesi için suni sancı amacıyla verilen hormon da
oksitosindir. Beyinin hipofiz bölgesinden salınan oksitosinin
vücutta iki etkisi vardır. Birincisi rahimin kasılması, ikincisi
ise sütün memeden dışarı atılmasını sağlamaktır. Bu doğanın
kendini koruma mekanizmalarından birisidir. Bebek emdikçe oluşan
uyarı süt yapımını sağlayan prolaktin hormonunun üretimini
arttırırken aynı zamanda üretilen sütün meme dışına atılması
için yüksek miktarda oksitosin de salgılanır. Salgılanan
oksitosin kan dolaşımı ile rahime ulaşarak kasılmasına neden
olur ve bu sayede kanama azalır. Doğum sonrası bebeğinizi
emzirirken kasıklarınızda adet sancısını andıran ağrılar
duymanızın nedeni de bu kasılmalardır. Emziren annelerde kanama
ve kan kaybı daha az olacağından uzun dönemde kansızlığa bağlı
halsizlik, çarpıntı, çabuk yorulma gibi yakınmalar daha seyrek
görülür.
EMZİRME DOĞAL
BİR DOĞUM KONTROL YÖNTEMİDİR
Süt üretiminden sorumlu olan
prolaktin hormonu beyinde yumurtlamayı kontrol eden hormonların
salgılanması üzerinde etkiye sahiptir. Bu etki sonucu yüksek
prolaktin düzeyi varlığında yumurtalıklarda yeni yumurta hücresi
gelişimi olmaz. Yumurtlama olmadığı için gebelik olasılığı da
ortadan kalkar. Bebek emmeye devam ettikçe süt üretimi ve
dolayısıyla prolaktin üretimi devam eder ve yumurtlama
baskılanır. Ancak bu baskılanma bebekte ek gıdalara geçildiğinde
yavaş yavaş ortadan kalkar. Bebeğini sadece anne sütü ile
besleyen kadınlarda yumurtlamanın geri dönmesi 4-6 ay civarında
olur ve bu süre içinde emziren anneler istenmeyen gebeliklerden
büyük oranda korunmuş olur. Emzirmenin ilk 3 ay için
koruyuculuğu %90'ın üzerindedir. Ancak eğer bu dönem içinde adet
kanamaları başlarsa büyük olasılıkla yumurtlama da başlamış
demektir ve gebelik riski söz konusudur. Bu nedenle emziren
annelerde ilk adet kanamasından ya da kanamanın olmaması
durumunda 6. aydan sonra ek korunma önerilir.
EMZİRME
HAMİLELİKTE ALINAN KİLOLARIN VERİLMESİNİ KOLAYLAŞTIRIR
Emzirme ve süt üretiminin kendisi
de enerji gerektiren bir olaydır ve günde yaklaşık 500-1000
kalori harcanmasına neden olur. Emzirmeyen bir annenin bu
kaloriyi yakması için 1 saatten daha uzun bir süre bisiklete
binmesi ya da 2 saat yürümesi gereklidir. Bu nedenle emziren
anneler emzirmeyenlere göre daha fazla kalori harcarlar ve
hamilelikte aldıkları kiloları daha kolay verebilirler.
EMZİRME
KANSERDEN KORUR
İlk kez 1700'lü yıllarda hiç çocuk
sahibi olmayan rahibelerde meme kanserinin daha fazla
görüldüğünün saptanması bu hastalık ile doğum ve emzirme
arasında bir ilişki olabileceği fikrinin doğmasına neden
olmuştur. Zaman içerisinde yapılan pekçok çalışma bu ilk
gözlemin gerçek olduğunu ortaya koymuştur. Emzirme kadının meme
kanserin yakalanma riskini azaltmaktadır ancak bu etkinin nasıl
ortaya çıktığı bilinmemektedir. İleri sürülen mekanizmalardan
birisi emzirme süresince ortaya çıkan düşük östrojen hormonu
seviyelerinin bu koruyucu etkideki en önemli faktör olduğudur.
Bir başka tez ise meme hücrelerinde süt üretimi sırasında
meydana gelen moleküler değişikliklerin bu hücreleri kanser
gelişimine karşı daha dirençli hale getirdiğidir.
Her yıl sadece Amerika Birleşik
Devletlerinde 40.000'den fazla kadın meme kanseri nedeni ile
hayatını kaybetmektedir. Tüm dünya göz önüne alındığında bu
sayının 1.5 milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir. Meme
kanseri gelişmiş ülkelerde daha sık görülürken geri kalmış ya da
gelişmekte olan toplumlarda ise daha seyrektir. Bu farklılığın
temel nedeni kadınların dünyaya getirdiği çocuk sayısı ve toplam
emzirme süresidir. Çeşitli zamanlarda yapılan ve toplam 50.302
meme kanserli ve 96.973 meme kanseri olmayan kadının incelendiği
47 çalışmanın sonuçlarını bir arada değerlendiren yeni bir
araştırmada bir kadının emzirdiği her 12 ay için meme kanserine
yakalanma riskinde %4.3'lük bir azalma olduğu ayrıca emzirme
süresinden bağımsız olarak her doğumun bu riskte %7'lik ek bir
azalma sağladığı ortaya konmuştur. İlk bakışta %4.3 az gibi
görünse de annelerin bebeklerini 6 ay daha fazla emzirmeleri
sonucu her yıl sadece İngiltere'de görülen meme kanseri
sayısında 1.000 civarında azalma olmasını beklemek aslında
oranın ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır.
Gelişmiş ülkelerde anneler
bebeklerini ortalama 3 ay civarında emzirmektedirler. Geri
kalmış ülkelerde ise anne sütünün bedava olması nedeni ile bu
süre çok daha uzundur. Hem emzirme süresinin uzunluğu hem de
çocuk sayısının fazlalığı nedeni ile gelişmekte olan ya da geri
kalmış ülkelerdeki kadınlar yaşamlarının toplam 10 yıldan
fazlasını emzirerek geçirmekteyken gelişmiş ülkelerde bu süre 8
ay civarındadır. Bu nedenle gelişmiş bir ülkede yaşayan bir
kadının 70 yaşına kadar meme kanserine yakalanma olasılığı % 6.3
iken, geri kalmış ülkelerde bu risk %2.7'ye inmektedir. Azalma
menopoz öncesi görülen meme kanserlerinde daha belirginken
menopozdan sonra ortaya çıkan meme kanseri sıklığında bu derece
belirgin bir azalma yoktur.
Bu veriler kesinlikle çok sayıda
çocuk doğurun anlamını içermemektedir. Fazla sayıda doğumun
genel kadın ve toplum sağlığı üzerinde çok olumsuz etkileri
vardır ve asla önerilmemektedir ancak emzirmenin meme kanseri
açısından ne derece önemli olduğunu ortaya koyması yönünden çok
anlamlıdır. Bu nedenle dünyadaki gönüllü sağlık kuruluşları
annelerin bebeklerini 2 yıla kadar emzirmeye devam etmelerini
önermektedir.
Emzirmenin olumlu yönde etkilediği
bir başka kanser türü de over yani yumurtalık kanseridir. Over
kanseri çok sinsi seyreden ve son dönemlerine kadar belirti
vermeyen bir kanserdir. Yapılan araştırmalarda 30 yaşından önce
doğum yapan ve bir yıl ya da daha fazla süreyle bebeğini emziren
kadınların over kanserine yakalanma riskinde belirgin bir azalma
olduğunu ortaya koymuştur. Hamilelik ve emzirmenin her ikisi de
yumurtlamayı baskıladığı için bu organın kanserilerinde azalmaya
neden olur. Bu etki doğum kontrol haplarının yumurtalık
kanserini azaltıcı etkisi ile aynı mekanizma sonucu ortaya
çıkar.
EMZİRMENİN
SOSYAL VE EKONOMİK ETKİLERİ
Anne sütü ile beslenen bebekler,
mama ile beslenen bebeklere göre daha sağlıklı olmakta ve
enfeksiyonlar başta olmak üzere pekçok hastalığa daha seyrek
yakalanmaktadırlar. Bu durum özellikle çalışan annelerin
psikolojik durumları üzerinde olumlu etki yaratır ve bebeğinin
sağlık sorunları ile daha az mücadele etmek zorunda olan anne
kendini işine daha kolay ve verimli şekilde verebilir. Bebeğin
sağlıklı olması daha az sağlık harcaması ve aile bütçesine katkı
demektir. Ayrıca araştırmalar emziren annelerin emzirmeyenlere
göre psikolojik açıdan daha güçlü ve kendine güvenlerinin daha
fazla olduğunu ortaya koymuştur.
KİMLER
EMZİREMEZ
Emzirmenin anne ve bebek sağlığı
açısından kesinlikle sakıncalı olduğu çok az durum vardır.
Bunlardan en önemlileri annenin kullandığı ilaçlardır. Guatr
ilaçları, kanser ilaçları ile antipsikotik alan kadınlar
bebeklerini emzirmemelidirler. Yine annede var olan bazı
enfeksiyonlar da emzirmeye engel teşkil eder. Bunlar arasında en
önde gelenler aktif tüberküloz (verem), AIDS ve Herpes (uçuk)
enfeksiyonlarıdır. Benzer şekilde annede var olan psikiyatrik
sorunlar da bebek yaşamını tehdit edebileceği için bu
hastalıkların varlığında emzirmeye izin verilmeyebilir.
Meme enfeksiyonları başta olmak
üzere hepatit, idrar yolu enfeksiyonu gibi hastalıklar ise
emzirme karşısında bir engel teşkil etmezler. Piyasada reçeteli
ya da reçetesiz satılan pekçok ilaç da aslında emzirme için
engel oluşturmaz ancak böyle bir gereklilik varlığında yine de
doktor onayı almak yararlı olabilir.
MEME
AMELİYATLARI SONRASI EMZİRME
Günümüzde estetik amaçlı meme
ameliyatları çok daha sık yapılmaktadır. Bu ameliyatları
geçirmiş kişilerin emzirip emziremeyeceği yapılan ameliyatın
türüne ve uygulanan tekniğe bağlıdır. Genelde meme dokusunun
zarar görmediği silikon ya da benzeri malzemeler ile yapılan
büyütme ameliyatlarının emzirme üzerinde hiçbir etkisi olmaz.
Öte yandan küçültme ameliyatlarında
ise hem süt üreten meme dokusu, hem bu sütü meme ucuna taşıyan
kanallar hem de sütü meme ucundan dışarıya atan kısımlar zarar
görebilir. Özellikle meme ucunun yerinin değiştirildiği
ameliyatlar sonrasında emzirme mümkün olmayabilir. Ancak emzirme
potansiyeline zarar vermeyen teknikler kullanılarak yapılabilen
küçültme operasyonları da mevcuttur.
MEME KANSERİ
OLANLAR EMZİREBİLİR Mİ?
Meme kanserinin olgularının sayısı
emzirme dönemindeki kadınlarda nispeten daha az olduğu için bu
konuyla ilgili literatürde yeterli çalışma yoktur. Tedavi
sırasında uygulanan ilaçlar annenin emzirmesinin kesinlikle
sakıncalı olduğu durumlardan birini oluşturur. Öte yandan tedavi
tamamlandıktan sonra kadının emzirip emzirmeyeceğine karar
veriren kişisel farklılıklar mutlaka göz önüne alınmalı ve her
birey için kendine uygun bir karar verilmelidir. Cerrahi ve
radyoterapi meme dokusunun yapısına zarar verebilir ve bu gibi
durumlarda süt üretimi mümkün olmayabilir.
|