| Bugün
beslenme ; en güncel, en hızlı gelişen ve yaşam
kalitesini arttıran bir bilim dalı olarak karşımızdadır.Dengeli
ve yeterli beslenme alışkanlıkları kazanılarak sağlıklı ve mutlu
bir yaşam sürmek mümkündür.
Toplumumuzda görülen birçok hastalığa
yanlış besin seçimi, yanlış besin hazırlama , pişirme ve saklama
yöntemlerinin uygulanması neden olmakta ve bu durum beslenme sorunlarının
boyutlarının her geçen gün artmasına neden olmaktadır. Kronik beslenme
yetersizlikleri, şişmanlık, anemi, raşitzm, vitamin-mineral eksiklikleri,
kanser, kalp-damar hastalıkları, diyabet, diş çürükleri vb. birçok
hastalığın temelinde çocukluktan başlayan yanlış beslenme alışkanlıkları
gelmektedir. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmak için yapılması
gereken sizin elinizdedir. Önemli olan bunu gerçekten istemek, ertelemeden
geciktirmeden yaşam tarzı haline getirmektir .
KIŞ AYLARINDA BESLENME
Uzun ve sicak geçen yaz günlerin ardindan, kis mevsimi
etkisini yavas yavas göstermeye basladi. Özellikle, kisin
hava sicakliginin azalmasiyla birlikte vücudumuzda meydana
gelen degisiklikler ve bu degisikliklere uyum saglamak için
alinmasi gereken önlemlerden ne kadar haberdariz? Yine mevsim
geçislerinde en sik rastlanan hastaliklardan birisi olan
enfeksiyon için nasil önlem almaliyiz? Iste vücudumuzu
kisa hazirlarken dikkat edilmesi gereken noktalardan birkaçi;
• Kis mevsiminin vazgeçilmez yiyeceklerinin basinda
kuru baklagiller gelmektedir. Özellikle etli kuru fasulye veya
nohudu haftada en az bir gün tüketiriz. Kuru fasulye,
nohut, yesil mercimek gibi kuru baklagiller iyi birer protein kaynagidir.
Bu nedenle yemeklerimize lezzet vermek ve besleyici degerini artirmak
için ekledigimiz et veya kiymaya gerek kalmamaktadir. Etimizi,
protein yönünden fakir olan sebzelerle beraber tüketmekte
fayda vardir.
• Kis mevsiminin yaklastiginin habercilerinden birisi de salgin
bir hastalik olan grip, vücut direncinin azalmasiyla bas gösteren
gripten korunmak, aslinda çok kolay. Çocuklugumuzdan
bugüne kadar sürekli duydugumuz uyari, kis aylarinda daha
fazla C vitamini tüketmek için bolca limon, portakal
gibi turunçgillerle beslenmemiz gerektigi. Ancak; özellikle
kusburnu, kirmizi ve yesil sivri biber, kivi, maydanoz ve rokada
bulunan C vitamini miktarinin, portakal, mandalina ve limonda bulunan
C vitamini miktarindan daha fazla oldugunu unutmamak gerekir.
• Kis mevsiminde beslenme aliskanligimizda meydana gelen degisikliklerden
birisi de daha yagli yiyeceklerin tüketilmesidir. Özellikle
kati yag olarak bilinen tereyagi ve margarinleri tüketmekten
kaçinmali, yemeklerimize ekleyecegimiz zeytinyagi ve diger
sivi yaglari ise kontrollü tüketmeliyiz.
• Yazin bolca tükettigimiz salata da ögle ve aksam
yemeklerimizin vazgeçilmez yiyeceklerinden biri olmalidir.
Özellikle fazla kilo problemi olan kisiler için ton
baligi ile hazirlanan domates salatasi, aksam ögünü
için ideal bir yiyecektir.
• Mevsimsel nedenlerden ötürü tazesini bulmakta
zorlandigimiz için daha az tükettigimiz sebze yemeklerini,
kisin da ayni siklikla tüketmek gerekir. Dondurulmus veya konserve
edilmis sebzeleri kullanarak yiyeceklerimizi çesitlendirebiliriz.
• Kis mevsiminde günes yüzünü daha az
gösterdiginden, farkinda bile olmadan günesten aldigimiz
D vitamininden de yoksun kalmaktayiz. Özellikle kemik ve dis
gelisimimiz için önemli olan D vitaminin diger bir kaynagi
da baliktir. Artan D vitamini gereksinmemizi karsilamak için
kisin daha fazla balik tüketmeye dikkat etmeliyiz.
• Yazin oldugu gibi kis mevsiminde de kizartma ve kavurmadan
kaçinmali, yag tüketimimize dikkat etmeliyiz. Kirmizi
et yerine beyaz et veya balik eti ögünlerimizin vazgeçilmez
yiyecegi olmadir.
DİYETE BAŞLARKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
Diyet yapan kişiler genelde sonuca hemen ulaşmak isterler. Ancak
kilo vermek isteyenlerin gözardı etmemesi gereken nokta; seneler
süren yanlış beslenme alışkanlıkları nedeniyle bozulan metobolizmalarının
bir veya iki ay gibi kısa sürede düzelmesinin imkansız olduğudur.
Kilo vermekten çok elde edilen kiloyu korumak ve kişilerin su ile
kas kaybı yerine yağ kaybetmeye yönelik diyetleri tercih etmeleri
gerekiyor. Bu tür diyetler de istenen kalıcı ve başarılı sonuçlara
ulaşılmasını sağlıyor.
Bilimsel anlamda ‘obezite’ yağ dokusunun normalin üzerine çıkması
halidir. Dolayısıyla, bu hastalığın tedavisi yağ dokusunun normal
sınırlar içerisinde olması durumudur. Kilolarından şikayetçi kişiler
çoğunlukla diyet sürecinde, birazdan aşağıda anlatılacak yanlışları
uygulayarak, kısa sürede yüksek miktarda kilo veriyorlar ancak yağ
kaybetmiyor, su ve kas dokusunu kullanıyorlar. Böylece tedavi olmak
yerine vücutlarına zarar veriyorlar.
Kilo verme süreci halk arasında bilinenin tersine daha sistemli
ve uzun soluklu bir dönemdir. Multi-disipliner yaklaşımın hakim
olduğu, bir çok hekim dalının ekip mantığıyla bir araya gelerek
tedaviyi desteklediği bir diyet programı kişiyi istediği kiloya
ulaştıracak ve hayatı boyunca uygulayabileceği yeme düzenine kavuşturacaktır.
Zayıflamak isteyen kişi hastaneye başvurduğunda ilk olarak çeşitli
testlerle metabolik hızı, vücut bileşimi (yağ, yağsız doku ve su
oranı ölçümü) laboratuvar ve biyokimyasal ölçümleri yapılıyor. Diyetisyen
kontrolünde bir hedef belirleniyor ve kişinin yeme alışkanlıkları,
hastalıkları, yaşı, cinsiyeti doğrultusunda bir planlama yapılıyor.
Kişi, önerilen egzersizler için Fizik Tedavi’den, psikolojik
destek gerekiyorsa Psikiyatri Bölümü’den, hormonal şişmanlama söz
konusuysa Endokrinoloji’den, lipid tablosu yüksekse Kardiyoloji’den
destek alabiliyor. Bu departmanların işbirliğiyle diyet için gerekli
olan multi - disipliner tedavi ve yaklaşım sağlanmış oluyor.
Özellikle kişinin daha önce herhangi bir diyeti uygulayıp uygulamadığına
ise dikkat ediliyor. Çünkü sadece kulaktan dolma bilgilerle kendi
kendine diyet uygulamış kişiler yüksek oranda kas ve su kaybına
uğramış oluyorlar. Yağ oranları yükseldiği ve bu ağırlık metobolizmayı
aşağıya çektiği için vücut daha yavaş enerji yakıyor. Bu nedenle
diyetisyen kontrolünde başlanılan diyet programı da başka bir boyut
kazanıyor.
“Kas kaybedilmeden hatta kazanılarak kilo verilmesi hedeflenmeli”
Diyetin hedefine ulaşabilmesi için beraberinde mutlaka önerilen
bir başka etken de ‘egzersiz’dir. Kas kaybını önlemek ve vücudu
hızlandırmak için bol bol spor yapılmalıdır. Uzunca süre hareket
etmeyen ve az enerji harcayan vücut, fonksiyonlarını düşük kaloriye
çalışmaya adapte ederek ve biraz fazla yemek yendiği zaman besinleri
yağ olarak depolamaya yatkındır.
Diyete başlayarak kilo vermek isteyen kişinin asla unutmaması
gereken bir nokta da et, balık, tavuk, hindi gibi et grubu besinlerini;
protein açısından süt, yoğurt, peyniri, meyve ve sebzeyi,
ekmek, pilav, makarna gibi karbonhidratları eksik etmeden, dengeli
şekilde her zaman her şeyi yiyebilecek olması ve diyetin bütünlüğünü
sağlayabilmesidir. Çünkü hiç bir gıda tek başına, son derece karmaşık
ve sistemli işleyen vücut mekanizmasının eksiksiz ve düzenli çalışmasını
sağlayacak kadar mucizevi özelliklere sahip değildir. Kişi istediği
beslenme düzenine ve vücut ölçülerine önce inanarak, sonra da bildiği
yanlışları bir uzmandan öğrenerek ulaşabilir.
Diyette Doğru Bildiğimiz Yanlışlar
“Makarna, pilav, ekmek gibi karbonhidratlar diyetten tamamen çıkarılmalıdır”
Diyet yapan kişilerin düştüğü en önemli hatalardan biri vücuda yeterli
miktarda karbonhidrat vermemektir. Diyete başladığı zaman ekmek,
pilav, makarna, patates, mısır gibi besinleri kesen kişilerin metabolizması
ihtiyacı olan karbonhidratı önce alır. Glikoz oranı inince kan şekeri
de düşer. Sonrasında vücut, kas içerisindeki karbonhidratı kullanmaya
başlar, bu da kas kaybı anlamına gelir ve vücut beraberinde su kaybeder.
Yani diyette karbonhidratı kesen kimse tartıdaki sonucu görünce
kilo verdiği yanılgısına düşer ancak gerçek olan vücudun kaybettiği
yağ değil, kas ve sudur.
“Sadece protein ağırlıklı diyet zayıflamayı hızlandırır”
Proteinin vücut mekanizmasını hızlandırdığı doğrudur ancak sürekli
protein almak kas dokularını eksiltir ve su kaybına neden olur.
1 gr. Kas dokusu kaybı yaklaşık 2.7 gr. su kaybına neden olur. Yağsız
doku kitlesi kaybı metabolik hızı düşürür. İnsanlar tartıya çıktığı
zaman kilo verdiklerini zannederler ancak metabolizma yavaşladığı
için diyet sonrasında hızlı bir şekilde kilo alırlar.
“Çeşitli egzersiz ve diyetlerle bölgesel zayıflama mümkündür”
Spor merkezlerini dolduran veya her gün evinde sadece karın, bel
için egzersiz hareketleri yapan bayanların doğru bildiği bir yanlış
da; çeşitli egzersiz ve diyetlerle bölgesel zayıflamanın mümkün
olduğudur. Çünkü bütün insanların birer genetik şifresi ve vücutlarının
belli bölgelerinde varolan yağ hücreleri vardır. Fazla olan besinler
bu herkeste farklı bölgelerde bulunan hücrelerde toplanır. Kişi
kilo verdiğinde genetik şifresi doğrultusunda daha çok bu bölgelerde
zayıflama gerçekleşir. Ancak vücut tipinde hiç bir değişiklik olmaz.
Kişi armut tipinde ise şişman armut değil zayıf bir armut veya zayıf
bir elma olarak kalır.
“Her tür hareket ve spor zayıflatır”
Vücudun egzersiz ve sporla kilo vermesi için yağ yakma formuna geçmesi
gereklidir, bu da ancak 18 ile 20 dakika süren düzenli egzersizle
başlar. Çoğu zaman 2 saat sürekli mekik hareketi yerine uygun nabızla
45 dakikalık bir yürüyüş, istenilen sonuçlara ulaşmakta faydalı
olur.
“Sabahları aç karnına içilen limonlu sıcak su yağları eritir”
Halk arasında inanılan bir başka yanlış da sabahları, yemek öncesinde
aç karnına limonlu sıcak su içmenin vücuttaki yağları erittiğidir.
Ancak bu inanç tamamen yanlıştır. Suyun veya içine katılacak olan
limon, soda, gibi maddelerin, bitki çaylarının kesinlikle yağları
eritmek, yok etmek gibi bir etkisi bulunmamaktadır. Sıcak suyun
tavsiye edilmesinin asıl nedeni midede 80 dakika gibi uzun bir süre
kalması ve doygunluk hissi vermesidir.
“Meyve, yemekten 2 saat sonra yenir, yoksa bütün yenilenler yağa
dönüşür”
Meyvelerin glisemik endeksinin bazı besinlere göre yüksek olmasından
dolayı hızlı şekilde kan şekerini yükseltme özellikleri vardır.
Kan şekeri yükseldiği zaman insülinin salgılandığı ve yemeğin yanında
alınan meyve nedeniyle de, bütün yenilenlerin yağa dönüştüğü iddia
edilmektedir. Ancak vücut, ihtiyacı olan enerjiyi yemekten alır.
Eğer kişi normalden fazla yerse meyve olsa da olmasa da fazla besinler
yağa dönüşür; buna paralel olarak kişi ihtiyacı olan enerjiyi az
bir yemek ve yanında meyveyle tamamlıyorsa yediği besin enerji olarak
kullanılacağı için yağa dönüşmez. Genelde meyvenin öğün aralarında
önerilmesinin sebebi ise; meyvenin yanında proteinli bir gıda ile
tüketildiğinde kan şekerini dengelemesi ayrıca aç karnına yenilen
meyvedeki vitamin minerallerin daha iyi emilebilmeleridir.
“Tek öğün yemek yiyerek kolayca zayıflayın”
Vücudun kilo almasına neden olan en önemli etkenlerden biri, onu
bütün gün aç bırakıp sadece akşamları yemek yemektir. Çünkü yaklaşık
20 saat aç kalan vücut bu durumun devam edeceğini düşünür ve savaşa
hazırlanır gibi yediklerini depolamaya başlar. Sonra 4 saat içerisinde
gelen besinler yağ olarak depolanır. Bu konuda diyetisyenlerin tavsiyesi
vücudu uzun süre aç bırakmamak ve mutlaka her 3 - 4 saatte bir şeyler
yemektir
SAĞLIKLI BESLENMENİN
PÜF NOKTALARI
v
Daima hatırlayın, diyetinizdeki birkaç küçük değişiklikler
sağlığınızda önemli farlılıklar yaratabilir.
v
İyi beslenme sizinle başlar.Evde, kafeteryada yada
işte iyi beslenme sağlıklı yaşam şeklinin bir parçasıdır.
v
Aşamalı değişiklikler yapın. Süper besin veya sağlıklı
diyetin kolay yolu yoktur. Beslenme alışkanlıklarınızı bir gecede
değiştiremeyeceğinizi unutmayın.
v
Tüketimde aşırıya kaçmayın. Porsiyon ölçülerinizi
küçük tutun.
v
Yemek yaparken ızgara, buğulama, haşlama gibi yöntemleri
tercih edin.
v
Daha az yağ tüketin.
v
Omega 3 yağ asitleri
ve DHA (doksa hegzanoik asit) yönünden zengin besinler tüketin. (Ceviz,
keten tohumu, badem, fındık, fındık yağı, semiz otu, zeytinyağı, balık
ve balık yağı)
v
Katı yağlardan, etlerin görünen yağlarını yemekten
kaçının.
v
Sebze ve meyveleri kabukları ile çiğ tüketmeye özen
gösterin.
v
Diyetinizdeki tuz tüketimini azaltın.
v
Şeker ve kafein tüketimini azaltın. (Şeker boş kaloridir.
Kafein ise bir iki fincan üzerinde içildiğinde sinir sistemini uyararak
uyku problemi yapabilir ve kalp atımlarının hızlanmasına sebep olabilmektedir.)
v
Bol bol sıvı tüketin. (Günde 8 – 10 bardak arası su
ve bitkisel çay)
v
Fiziksel aktivitenizi arttırın..
v
Bir diyetisyene başvurup; kişisel özellikleriniz, beslenme
alışkanlıklarınıza göre sizin için en uygun beslenme programını
öğrenin.
Belirtilen tüm bu besinleri içeren
bir günlük sağlıklı örnek menü;
Kahvaltı:
·
1- 2 bardak açık çay
veya bir bardak greyfurt suyu, taze sıkılmış portakal suyu
yada bitkisel çay.
·
Yarım yağlı beyaz peynir
(bir kibrit kutusu kadar) veya yumurta (haftada iki, üç defa)
·
Domates, yeşil biber,
maydanoz, tere.
·
Zeytin (5 Adet)
·
Tam buğday unu veya
kepek, yulaf, çavdar unundan yapılmış ekmek. (bir, iki dilim)
Ara Öğün:
·
Meyve (bir porsiyon) veya kuru meyve( bir adet incir,
dört beş adet kuru erik veya üç dört adet kuru kayısı)
Öğlen :
·
Bir kase çorba. (Sebze,
mercimek, tarhana)
·
Ton balıklı yeşillikli
cevizli salata veya tavuk etli haşlanmış sebze.
·
Tam buğday unu veya
kepek, yulaf, çavdar unundan yapılmış ekmek. (bir iki dilim)
Ara öğün:
·
Bir iki bardak bitkisel
çay
·
Üç dört adet badem,
fındık, ceviz vs.
Akşam :
·
Zeytin yağlı sebze yemeği
·
Salata ( İçerisine dört
beş kaşık haşlanmış kuru fasulye, nohut ve mercimek ile marul,
salatalık, turp, limon, sıvı yağ konulmalıdır.)
·
Bir kase yoğurt
·
Bir iki dilim Kepekli
ekmek.
Ara öğün:
- Bir porsiyon sütlü tatlı yada meyve
salatası.
Burcu TUNÇ
Diyetisyen
|