Günaydın

Üye Girişi
 
 
 
 
Skip Navigation Links>Cerrahi Üniteler>Beyin ve Sinir Cerrahi
Skip Navigation Links
Ana Sayfa
KurumsalExpand Kurumsal
KadromuzExpand Kadromuz
Estetik ve GüzellikExpand Estetik ve Güzellik
Dahili ÜnitelerExpand Dahili Üniteler
Cerrahi ÜnitelerExpand Cerrahi Üniteler
Yoğun BakımExpand Yoğun Bakım
Check-UpExpand Check-Up
Acil Servis ve Ambulans
İletişimExpand İletişim
   
 
 

                                 

 
Doğum Tarihi : 30.08.1972
Doğum Yeri : Sakarya
Mezuniyet : İst.Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 1997
Uzmanlık : İst.Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 2005
Görevi: Medical Park Hospıtal'da 18 ay, 16.04.2007 tarihinden itibaren Özel Ataköy Hastanesinde çalışmaktadır.
 

Op. Dr. Haldun ERMAN

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzm.

 

 


BEYİN-SİNİR-OMURİLİK CERRAHİSİ

Kendi bünyesinde barındırdığı deneyimli ekibi ile sizlere en iyi şekilde hizmet vermektedir.

  • Spinal Cerrahi : (Omurga-Omurilik Cerrahisi) Boyun ve bel fıtıklarının mikrocerrahisi omurga kaymaları, omurganın yapısal bozuklukları gibi hastalıklarda Nöro-Ortopedik yaklaşımlar

  • Periferik Sinir (Çevre sinirleri) Cerrahisi: Kol-bacaklar ya da yüz gibi çevre organlara dağılan sinirlerin mikrocerrahisi

  • Pediatrik (Çocukluk çağı): Doğmalık beyin ve omurilik anomalileri , hidrosefali çocukluk çağı tümör ve damarsal beyin hastalıklarının micro cerrahisi

BEL FITIĞI

 Bel bölgesinde bulunan omurgaların arasındaki kıkırdak yapının yırtılarak, omurilikten çıkan sinirleri sıkıştırmasıdır. Önce şiddetli bel ağrısı, daha sonrada ayağa yayılan ağrıyla ortaya çıkar. Yatak istirahati ve bazı ağrı kesicilerle tedaviye rağmen, ağrısı geçmeyen, sosyal yaşantısı etkilenen ve ayakta felçler ortaya çıkan hastalarda uygulanan cerrahi girişimler bu gün hızla gelişmekte, hasta kısa sürede eski yaşantısına dönmektedir. Tedavisinde gecikilen vakalardaysa, ağrılar ve felçler kalıcı olmaktadır.


NORMAL OMURGA YAPISI

Vücut ağırlığının 2/3 kadarına taşıma görevi görür. Bu zorlu görevi sadece omur ve yastıkçık dediğimiz kemik ve kıkırdak sistemiyle değil, bunlar arasındaki bağ dokusu, sırt adeleleri ve karın adelelerinin gücüyle sağlar. Beş adet bel omuru bulunur. Kafa tabanından, kuyruk sokumuna kadar devam eden kemik sistemine omurga denir. Omurga Yastıkçık (disk) dediğimiz kıkırdaklarla birbirine bağlanmış omur cisimciklerinden meydana gelir. Bu karmaşık yapının ortasında omurilik bulunur ve beyinden gelen emirleri , sinirler vasıtasıyla çevre organlara iletir. Omurga aynı zamanda gövdenin dik durmasını sağlayan kemik sistemidir. İntervertebral disk dediğimiz yapı, kısaca omurgalar arası yastıkçık olarak adlandırılır. Omurgalar arası bir eklem olması yanında, omurgalara binen yükü emici göreve sahiptir. Yapısına baktığımızda 3 ayrı kısma ayrıldığını görürüz:

1-Kıkırdak doku: Alt ve üst omurgalara bütünüyle yaslanan ve tüm omurga genişliğindeki kıkırdak yapıdır. Her iki omurga arasındaki çekirdek kısmı sınırlar.
2-Bağ dokusu (anulus ): Ortadaki çekirdek kısmı çepeçevre saran kuvvetli bir yapıdır. Bu elastik bağ dokusu omurganın ön kısmında en kuvvetli, omurilik ve sinirlerin yer aldığı arka kısım ve özellikle yanlarda daha zayıftır.
3-Çekirdek kısım (nukleus): Jelatin kıvamında , su içeriği fazla bir yapıdır. Çevresini saran elastik bağ dokusuyla birlikte, omurgaya binen basıncı karşılar. Çekirdek dediğimiz kısmın , bağ dokusu dediğimiz elastik kısmı yırtarak, omurilik kanalı ve sinir köklerine bası yapacak tarzda yırtılmasına bel fıtığı diyoruz. Bu yırtılma sonucu çekirdek kısım sadece bağ dokusunu omuriliğe doğru ittiği gibi (en hafif şekli -bulging) , bağ dokusunun tam yırtılmasıyla omurilik kanalında serbest parçacık şeklinde yer alabilir (en ağır durum- akmış, serbest disk). 

BEL FITIĞINDA RİSK  FAKTÖRLERİ

 

Çalışma hayatında işgücü kaybına neden olan hastalıklar arasında %25 oranında bel fıtığı görülür. Bu hastaların iş gücü kaybı bazen 6 aya kadar uzamakta ve bu dönem ne kadar uzarsa tam kapasiteyle eski işlerine dönme oranı azalmaktadır.
Hayatının belli bir döneminde bir kez bel ağrısı geçiren kişilerin , 1/3 de ayağa vuran siyatik ağrıları ortaya çıkmakta ve bel fıtığı gelişmektedir.
 30-50 yaş arasında, bel fıtığı gelişme riski daha yüksektir. 60 yaşından sonra daha çok, birden fazla geçirilen bel fıtığına bağlı olarak, dar kanal dediğimiz diğer bir klinik durum söz konusudur.
Erkek kadın arasında hastalığa yakalanma oranında fark yoktur. Ancak hamilelikte, özellikle aşırı kilo alınması sonucu bel omurlarındaki basınç artarak, risk yükselmektedir.
Şişmanlarda hastalık daha yüksek oranda görülür ve tedavisi daha zordur.
Sigara içilmesinin yırtılan kıkırdağın beslenmesinin bozulmasına neden olarak, düzelmede olumsuz etkisi vardır.Bazı meslek gruplarında hastalığa yakalanma oranı daha fazladır: Ağır yük taşıma ve bedene yük bindiren meslekler, uzun süre otomobil kullananlar, masa başında sürekli oturma gerektiren meslekler.Sosyo - kültürel farkı daha yüksek kişilerde hastalık hangi aşamada rastlanırsa rastlansın, tedavi olasılığı daha yüksektir. Düzenli egzersiz yapanlarda , özellikle bel ve karın kasları gelişmiş kişilerde hastalığa daha az rastlanır.

 EVRELEME

Bel fıtığı nedeniyle tedavi edilecek hastalar aşağıdaki evrelerden herhangi birinde bulunur.
1- Ani bel ve veya ayak ağrısı, yatak istirahati ve ilaçlarla rahatlama oluyor.
2- Ağrılı dönemler tekrarlıyor, kısmen rahatlama oluyor, fakat sıklıklar artıyor ve düzelme süresi uzamaya başlıyor.
3- Sosyal, iş ve aile yaşantısının zora sokan ağrılı dönemler, hasta bu durumdan çok şikayetçi. İlaç tedavisi ve istirahate cevap vermiyor.
4- Yukarıdaki 3 durumdan biriyle birlikte, ayakta ortaya çıkan kuvvetsizlik, duyu kaybı, idrar ve dışkılama problemleri. Çekilen MR da , şikayetleri net olarak açıklayan bel fıtığı.
5- Yerleşmiş bel ağrısı, genellikle yaşlı hasta , yürüdüğü zaman ayaklarında ortaya çıkan kesiklik,ağrı ve duyu kusurları. MR’da birden fazla seviyede geçirilmiş bel fıtıklarına bağlı, omurilik kanalının daralması.
6- Hiçbir şikayeti kalmamış hastada , MR da görülen bel fıtığı.
7- Hastanın ağrıları geçmiş, ancak kalıcı kuvvetsizlik ve idrar problemleri mevcut.

 TANI: Klinik muayene bulguları, direkt röntgen, MR ( Manyetik Rezonans), BT( Bilgisayarlı Tomografi) sıklıkla kullanılır. EMG dediğimiz sinirlerin elektrofizyolojik tetkiki nadiren gerekir

AMELİYAT ÖNCESİ  YAPILMASI GEREKEN TETKİKLER

 Ayrıntılı klinik muayene, direkt röntgen ve bel bölgesinin MR tetkiki mutlaka gereklidir. Bel bölgesinin Bilgisayarlı Tomografisi, EMG ve romatizmal laboratuar testleri bazen lazım olabilmektedir.


BEL FITIGININ CERRAHI TEDAVISI, LOMBER MIKRODISKEKTOMI


AVANTAJLARI


-KISA SÜRELI HASTANEDE KALIS ( BIR GECE YATIRILIR )
-ERKEN MOBILIZASYON ( hastalar operasyon sonrasi 4. saatte yürütülür )
- AMELIYAT SONRASI AGRISININ ÇOK AZ OLMASI
- KAN KAYBI, ENFEKSIYON RISKLERININ EN AZA INDIRLMESI.
- NÜKS (TEKRARLAMA) RISKINI EN AZA DÜSÜRMESI.
- GÜNLÜK YASANTIYA KISA SÜREDE GEÇILMESI.
Hasta ameliyat sabahi aç karnina hastaneye kabul edilir. Anestezi doktoru tarafindan gerekli görülen laboratuar tetkikleri yapilan hasta, ayni gün ameliyata alinir.
Hastaya genel anestezi altinda mikrodiskektomi uygulanir.
Hasta ameliyat masasina yüzükoyun yatirilir. Hastada mikrodiskektominin uygulanacagi mesafenin kontrolü yapilarak isaretlenir . 1-2 cm lik cilt kesisi yapilarak, mikrodiskektomi ekartörü yerlestirilir, mikroskop altinda omurilik, sinir kökü ve fitik dokusu ortaya konularak , fitik dokusu çikarilir. Ciltalti dokusu içten dikislerle kapatilarak, ameliyat sonrasi yara bakimi, pansuman gibi problemler ortadan kaldirilir. Islemin uygulandigi tüm saha, cilt- ciltalti- adeleler lokal anestezik uygulanarak, ameliyat sonrasi hastada tam bir analjezi saglanir . Ameliyattan 4-6 saat sonra hasta ihtiyaçlari dogrultusunda ayaga kaldirilir, ertesi sabah evine gönderilir. Bir haftalik istirahat önerilen hasta, 3 gün sonra banyo yapabilir. Iki hafta sonra hastaya günlük yasantisina dönmesi ve egzersizlerine baslamasi önerilir.

AMELİYATIN RİSKİ
Ayakta ameliyat sonrası felç gelişmesi, kullandığımız mikrocerrahi ve endoskopik diskektomi teknikleriyle mümkün değildir. Ancak çok geciken ve ameliyat olmama konusunda ısrarcı hastaların bir çoğunda, sinirin sıkışarak beslenmesinin bozulması sonucu , ayakta ileri derecede kuvvetsizlik gelişir ve bu durum yeterince uzun sürerse, ameliyat sonrasıda kalıcıdır. Bu gecikme 3 ay- 3 hafta- hatta 3 saat bile olabilir. Ameliyat hastanın sıkışan sinirindeki hasar oluşmasını önler. Oluşmuş sinir hasarını düzeltmez. Dolayısıyla ameliyat sonrası ağrıları geçen ve ayağa kalkan hasta, ameliyat öncesi kuvvetsizlik gelişmiş ayağının düzelmediğini görerek, felç olduğunu düşünür.

AMELİYAT SONRASI  NÜKS
Ameliyat sonrası aynı mesafeden fıtığın tekrarlaması %5-7 oranındadır. Bu oran endoskopik görüntüleme yönteminin kullanılmasıyla %1-2 oranına düşer. Ancak bir üst veya alt mesafelerden bel fıtığının tekrarlamasına daha çok rastlanır. Bu durum hastanın genetik özellikleri, çalışma şartları, sigara içilmesi, kilo alması gibi birden fazla etkene bağlıdır.

AMELİYAT SONRASINDAKİ  AĞRI

Uygulanan teknikte, ameliyat biterken tüm cerrahi saha lokal anestezik maddelerle uyuşturulduğu için 4 - 6 saat hiç ağrı hissedilmez. Takiben belinizde orta derecede ağrı olacak, ağrı kesiciler genelde yeterli olacaktır. Ancak bu durum kişinin ağrı eşiğiyle ilgili olup, değişkendir. Ağrı eşiği düşük hastalarda, yağa emdirilmiş morfin uygulamasıyla, ilk saatlerdeki ağrı kesilmesi  uzatılmaktadır.

AMELİYAT SONRASI  DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR
Eve dönerken, arabanın ön koltuğunun yatırılmasıyla şöförün yanına düz olarak uzanmaları en kolay ve rahat bir yöntemdir.  7-10 gün arasında yatak istirahati önerilmektedir.                Bu dönemde, ihtiyaçlar dışında oturma tavsiye edilmemektedir. Hasta evin içinde ayakta dolaşabilir veya yatabilir. Oturma pozisyonu belin dik olmasıyla kolaylaşır, bunun için daha yüksek sandalye tercih edilmelidir. Verilen ağrı kesici ilaçların düzenli olarak kullanılması , ağrıyı gelmeden önlediği için daha etkilidir. 2. veya 3. gün yıkanabilirsiniz. Özel dikiş tekniğiyle yara bakımı ve pansuman gerekmez. Diyet konusunda bir kısıtlama yok, ancak ameliyat olan hastalara kilo almamaları konusunda uyarı yapılmalıdır. Çünkü vücut ağırlığının 2/3 kadarını karşılayan bel bölgesidir. Bu ağırlığın ve yükün artmaması hastanın lehinedir.  Ameliyat sonrası bağışıklık sisteminin, yara iyileşmesi gibi oldukça ciddi bir uğraşı nedeniyle, basit viral enfeksiyonlar dahi hastada daha ağır geçebilir, yükselen ateşin sebebi bir gribal enfeksiyon mu, yoksa yaranın iltihabı mı anlaşılması zorlaşır. 10. günden sonra evden dışarı çıkarak, yürüyüşlere başlanabilir. Önerilen egzersizlere 2. haftadan itibaren başlayabilirsiniz. Araba kullanmayı  ise; 3. haftadan itibaren başlamanız önerilmektedir. Cinsel yaşantınız, 2.haftadan itibaren normale dönebilir. Ağır yük kaldırmak gibi işleri olmayanlar, 2-3.haftadan itibaren işlerine dönebilirler.


BOYUN FITIĞININ TANIMI

Boyunda 7 adet omur cismi bulunur. Yapıları itibariyle bir önceki bölümde anlatılan bel omurlarından tek farkları, daha küçük olmalarıdır. Her omurga arasında yastıkçık dedinilen kıkırdaklar mevcuttur. Bu kıkırdak yapının yırtılarak , omurga içinde seyreden omurilik veya kola dağılan sinirlere baskı yapması sonucu oluşan hastalığa boyun fıtığı denir. Hastada şiddetli bir boyun ağrısıyla birlikte kola yayılan ağrı, uyuşma mevcuttur. Zamanla yırtılan kıkırdak sinirlere baskı yaparsa kolda kuvvetsizlik, eğer omuriliğin kendisine de bası yaparsa tüm vücutta hareket kusurları ortaya çıkabilir. Hastalığın çok ileri dönemlerinde yatağa bağımlı hale gelen hastalara rastlanır.


NORMAL BOYUN OMURLARININ YAPISI

Kafa tabanından itibaren 7 adet omur cisminden oluşur. Her omur cisminin ortasında , beynin devamı olan omurilik bulunur. Vücudun çeşitli yerlerinden beyine dönen duyular veya beyinden vücuda dağılan emirler omurilik içinde seyreder. Boyun bölgesinde her omur cismi hizasından çıkan sinirlerde kol ve sırt bölgesine  yayılarak, bu bölgelerin duyu ve hareketini sağlar. Omurgalar arası yastıkçık dediğimiz disk dokusunun dış kısmı (anulus fibrosus) ve iç kısmı (nucleus pulposus ) bulunur. Jelatin kıvamındaki iç kısmın , daha kuvvetli bir bağ dokusundan oluşan dış kısmı yırtarak omurilik ve sinirlere bası yapması sonucu boyun fıtığı ortaya çıkar. Burada dikkat edilmesi gereken ve bel fıtığından başlıca fark, sadece sinirlere değil omuriliğin kendisine de baskı olması sonucu vücudun tamamında kısmi veya tam kuvvetsizlik oluşmasıdır. Omurilik ilk bel omuru hizasında sonlandığından ve alt bel omurları içinde sadece ayağa giden sinirler bulunduğundan , bel fıtığında belirli sinirin dağıldığı alanda felçler görülür.

 RİSK FAKTÖRLERİ

             Boyun omurları arasındaki kıkırdağın dejenerasyon denilen yıpranma. Ani ve güçlü boyun hareketleri. Ağır kaldırmak, ani ters dönüşler. Baş öne eğik olarak uzun süreli çalışma (masa başı işleri) Özellikle emniyet kemeri takmadan araba kullananlarda ani fren yapılması veya trafik kazası. Geçirilmiş boyun travması, spor yaralanmaları. Osteoporoz. 

 KARIŞAN HASTALIKLAR


Fibromyositis: Sık tekrarlayan boyun ve bel adelelerinin spazmıdır. Halk arasında adele romatizması olarak bilinir.

İmpigman Hastalığı: Omuz ekleminin sertleşmesi ve kola yayılan çok şiddetli ağrıyla seyreder. Hastalık özellikle geceleri daha şiddetli ağrı yapar.
Sinir Tuzaklanmaları: Omurilikten çıkarak dağılan sinirlerin kolda belli noktalarda sıkışmasıdır. En iyi bilineni El-Bilek Kanalı Hastalığı olup, orta yaşı geçmiş özellikle kadınlarda veya bilek kuvveti gerektiren herkeste geceleri kolun tamamına yayılan ağrı ve uyuşmalardır. Boyun fıtığı ile birlikte olursa çift tuzaklanma denir ve her ikisininde aynı anda tedavisi gerekir. Sinir tuzaklanmaları hakkında bir sonraki konuda ayrıntılı bilgi verilmiştir.
Tenosinovit: Koldaki adelelerin kılıfının zorlama veya romatizmal nedenlerle şişmesi sonucu ortaya çıkar. Bölgesel ağrılarla seyreder .


BOYUN FITIĞINDA TANI

Klinik muayene , Servikal MR, Servikal BT, EMG. Klinik muayene ve Servikal MR mutlaka yapılmalıdır. EMG sinir tuzaklanmalarını ayırmada gerekirse kullanılır.

EVRELEME:


     Boyun fıtığı tanısı alan hasta aşağıdaki klinik durumdan herhangi birinde olabilir.
1-  Şiddetli boyun ağrısı ve veya kola vuran ağrı.
2-  Orta düzeyde sık tekrarlayan ağrılar.
3-  Ağrıyla birlikte kolda kuvvetsizlik veya uyuşma gibi sinir hasarı bulguları.
4-  Ağrıyla birlikte kollar ve ayaklarda kuvvetsizlik ve uyuşma.
5-  Kollar ve ayaklarda giderek artan güç kaybı ve uyuşma, ağrı ön planda olmayabilir (Tekrarlayan boyun fıtığı ataklarını takiben omurilik kanalında kireçlenmeye bağlı daralma).


EVRELEMEYE DAYALI  TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Evre 1-2 de öncelikle ilaç tedavisi, boyunluk kullanımı, fizik tedavi denenir. Bu dönemde hastalığın iyileşmesi, bu tedavilerle yırtılan disk dokusunun içeriğindeki su miktarının istirahat ve ilaçlarla azaltılmasına yöneliktir. Bu süre 1 ay içinde gerçekleşmelidir. Bir ayı geçen konservatif tedaviye rağmen düzelmeyen hastalar, cerrahi tedaviye adaydır. Çeşitli tip boyunlukların hepsinin amacı: Başın boyun omurlarına olan basıncını azaltmak ve boynu hareketsiz tutarak istirahat ve iyileşmeyi sağlamaktır. Evre 3-4-5 de omurilik ve sinir dokusundaki hasar artmadan cerrahi tedavi uygulanmalıdır. Sinir dokusundaki ileri derece hasarlar cerrahi tedaviyle düzeltilemez. Bu nedenle uyuşma , kısmi felç gibi bulgular saptanırsa erken dönemde yapılan ameliyat başarı sağlar.

BOYUN FITIĞININ CERRAHİ TEDAVİSİ, SERVİKAL MİKRODİSKEKTOMİ

Cerrahi tedavinin amacı, omurilik ve sinir dokusuna olan basıyı kaldırmaktır. Böylece hastanın, ağrısının geçmesi, uyuşma-kuvvetsizlik gibi bulgulardan kurtulması sağlanır. Uygun zamanda ve tecrübeli ellerde yapılan bu girişimler çok iyi sonuç verir. Bu gün için kullanılan yegane yöntem servikal mikrodiskektomidir. Bazı hastalarda, mikrodiskektomiyle beraber, çıkartılan kıkırdağın yerine vücuttan alınan bir kemik veya sentetik protezlerde uygulanır.  

Servikal mikrodiskektominin avantajları;
      Ameliyata bağlı doku hasarının ,kan kaybının ve enfeksiyon riskinin en az olması.
      Mikroskop altında yırtılan kıkırdağın tam olarak çıkartılabilmesi.
      Ameliyat sonrası ağrı ve hareket kısıtlamasının olmaması.
      Hastanın kısa sürede evine ve işine dönebilmesi.


AMELİYAT SÜRECİ

         Hastanın mevcut şikayet ve bulgularının çekilen MR ile uyumlu olması. Omurilik veya sinir dokusunda kalıcı hasar oluşmadan cerrahi müdahale zamanlaması. Diabet, hipertansiyon, sigara kullanımı gibi risk faktörlerinin olmaması. Ameliyattan sekonder kazanç dediğimiz , psikolojik beklentiler olmaması. Ameliyat öncesi ve sonrası tedavi prensiplerinin hekim-hasta ilişkisi çerçevesinde , güvene dayalı olarak anlaşılması. Cerrahın konu hakkındaki tecrübesi, gerektiğinde servikal füzyon dediğimiz kemik veya protez uygulamasını aynı seansta yapabilmesi.

Ameliyat Genel anestezi altında, boynun ön yüzü, tercihen sağ taraftan uygulanır. Omurga ön yüzüne varan cerrah, skopi kontrolüyle istenilen omurga mesafesine ulaşır. Bu andan itibaren mikroskop kullanarak iki omurga arasındaki kıkırdağı temizlemeye başlar. En sonunda, sinire veya omuriliğe bası yapan yırtılmış kıkırdak kısımda alınarak, bası kaldırılır.. Ameliyat sonrası hasta 3 saat sonra ayağa kaldırılır ve bir gün sonra eve gönderilir. 1-3 hafta arası boyunluk takması gereken hasta, 10 gün sonra işine dönebilir. Bu andan itibaren kemik veya protez greft kullanımı yırtılan kıkırdağın omurgada yaptığı hasara bağlı olarak uygulanır. Yumuşak fıtık dediğimiz ve omurgada kireçlenmelere yol açmamış boyun fıtığında bu işlem gerekli değildir. Omurgada kireçlenme yapmış boyun fıtıklarında füzyon dediğimiz protez uygulamasının yapılması gerekir.

EL BİLEĞİ KANALI SENDROMU

 

Karpal Tünel dediğimiz el bileğindeki kanalda elimize temel hareket ve duyusunu sağlayan median sinir geçmektedir. Bu kanalda karpal ligaman dediğimiz bir bağ dokusu tarafından median sinir sıkışarak el bileği kanalı sendromunu oluşturur.

El ve kola vuran ağrılar, geceleri şiddetini artıran uyuşmalarla kendini gösterir.  Nörolojik muayena ve EMG ile tanı konur.Cerrahi tedavisi hem basit hem de yüz güldürücüdür.

                                                

                                                                      BEYİN ve SİNİR CERRAHİSİ UZMANI                                                                                 Op.Dr. Haldun ERMAN

 
     
 
GÜNCEL HABER

 Haftalık Anket
En son ne zaman check-up yaptırdınız ?
0 - 1 Ay
1 - 6 Ay
6 Ay - 1 Yyl
1 Yyldan Fazla
Hiç Yaptyrmadym
CiNSEL SAĞLIK

Cinsel Fonksiyon Bozuklukları!!!
BESLENME ve DiYET
» Diyete Başlarken
»
Kış Aylarında Beslenme
» Çocukların Yeme Alışkanlıkları
KADIN HAST. ve DOĞUM
» Sezaryan mı?Normal Doğum mu?
» Hamilelikte Kalsiyum
» 
Emzirmenin Önemi

 

Sitemizce desteklenen önemli linkler
----------------------------------
 
     
     
     
     
 

Son Güncelleme Tarihi : 08.03.2010