| KADIN
HASTALIKLARI VE DOĞUM

Jinekoloji
(Kadın Hastalıkları ve Doğum) bölümünde 24 saat kesintisiz hizmet
verilmekte olup, jinekoloji
ve doğumla ilgili her türlü acil teşhis ve tedavi olanakları bulunmaktadır.
Sağlıklı bir doğum için gerekli
olan gebelik öncesi çiftlerin araştırılması, gebelik esnasında yapılan
antenetal gebelik araştırmaları, ultrasonografileri ve muayeneleri
yapılmakta olup , yüksek riskli gebelik ve doğum yönetimi
başarı ile gerçekleştirilmektedir. Prematüre (erken, anne karnında
gelişme geriliği olan bebeklerin tedavi edildikleri yeni doğan yoğun
bakım ünitesi ve fototerapi üniteleri hizmet vermektedir)
Doğum sonrasında ise yeni
doğan bebeklerin aylık kontrolleri yine çocuk doktoru tarafından
yapılmaktadır.
Ağrısız doğum ve Epidural anestezi ile doğum hasta isteğine
göre yapılmaktadır. Epidural anestezi yapılmış, Travmada olan
bir gebe, fetal kalp atışlarının bozulması, doğumun ilerleyememesi
gibi nedenlerle normal vajinal yoldan doğum mümkün olamıyorsa
aynı anestezi ile acil olarak sezaryene alınabilir. Doğum sonrasında
tüm bebeklerin fenil ketonüre ve konjenital hipotroid hastalıkları
taranmaktadır. Böylece çocuklarda zeka geriliğine neden olan ve
tedavisi basit tedbirlerle mümkün olan iki hastalık,
erken dönemde teşhis edilerek çocuk geri zekalı olmaktan kurtarılmaktadır.
Jinekoloji bölümünde jinekolojik kanserlerin erken teşhisi,
tedavisi çocuk özlemi duyan çifterin kısırlık tedavileri,
çeşitli hormon bozuklukları, adet düzensizlikleri, ağrılı adet ve
ilişki, menopoz ve onun getireceği problemlerin teşhis ve yönetimi
yapılmaktadır. Doğum sonrası çiftlere, aile planlaması danışmanlık
verilmektedir.
Jinekoloji
servisimizde her türlü jinekolojik, onkolojik ameliyatlar yapılmaktadır.
ANNELİĞE
İLK ADIM
GEBELİK
Sperm
ve yumurtanın döllenmesine takiben oluşan normal gebeliğin ortalama
süresi son adetin başlangıç gününden itibaren hesaplanarak 280 gün
– 28 günlük, aylardan 10 ay-40 haftadır. Bu 40 haftalık gebelik
süresi içinde anne vücudunda bir takım değişiklikler
meydana gelirken bebekte iki hücreden itibaren sürekli
büyüme ve gelişme süreci yaşamakta ve dış ortam şartlarına
ayak uydurabilecek hale geldikten sonra olağanüstü sayabileceğimiz
doğum mekanizmasıyla dünyaya gelmektedir. Tabii bu süreç her zaman
olağan koşullarda devam etmeyebilir.
Normal şartlarda sağlıklı
bir gebelik geçirmek her kadının arzusudur. Bunun için bir çift;
çocuk sahibi olmayı arzu ettiklerinde, bir jinekoloğa başvurmalıdırlar.
Genel bir jinekolojik muayene sonrasında gerekli testlerden sonra
anne adayının sağlık problemi olmadığı kanıtlandıktan sonra
gebe olmasına müsaade edilir. Bazı küçük önlemlerle ileride yaşayacağınız
bir çok olumsuz durumları bertaraf edilebilmektedir. Örneğin küçüklüğünde
kızamıkçık enfeksiyonu geçirmemiş, kızamıkçığa karşı bağışıklığı
olmayan bir kadın, gebe kaldığında kızamıkçık geçirmekte olan bir
çocuk ile karşılaşırsa, kendisi hastalığı belki çok hafif geçirir.
Ancak karnında taşıdığı bebeğinde kalıcı hasarlar meydana gelir.
Burada yapılacak şey anne adayında küçük bir kan testi ile kızamıkçığa
karşı bağışıklığı olup olmadığını öğrenmek, eğer bağışıklığı
yoksa aşılandıktan sonra gebe kalmasına müsaade etmektir. Bunun
gibi toxoplazma denen kedi köpek teması, çiğ et ve topraktan
bulaşabilen hastalığında tedavisi mümkündür. Keza diabetik annelerin
çocuk arzusu durumunda, gebe kalmadan 2-3 ay öncesinde kan
şekeri düzeyleri iyi ayarlı olursa konjenital (doğumsal) anomalili
çocuk doğurma sıklığı azaltılabilmektedir.
Günümüz teknikleri
ile adet gecikmesinde bir iki gün sonrasında gebeliği tespit etmemiz
mümkündür. Bu arada anne adayları, biz obstetrisyenlerin sıklıkla
kullandığı ultrasonografi tekniğine korku ile yaklaşıyorlar. Ancak
ultrasonografi, normal bir gebeliğe zamanı olmayan yüksek frekanslı
ses dalgaları ile çalışan bir alettir ve bunun röntgen ışınları
ile yakın yada uzak bir ilişkisi yoktur, gebelikte kullanımı güvenlidir.
Gebeliğin teşhisi için
erken dönemde artık idrar testlerinden çok yerine kanda bakılan
gebelik hormonunun testini yapıyoruz, Bu dönemde rahim içinde gebelik
kesesini görmemiz yönünden bize çok yardımcı yöntemlerden biride
vajinal yoldan ultrasonografik muayenedir.
Erken gebelik trans vajinal USG ile 5. haftada gebelik kesesi, 6.
haftada embriyo ve fetal kalp aktivasyonu rahim içinde görülen gebelik
hormon tayını ve
rahim içi gebelik kesesinin gözükmesi dış gebelik olasılığını ekarte
eder.
Gebeliğin ilk üç ayında
düşük sıklığı fazladır. İlk üç ayda düşükle sonuçlanmanın en sık
nedeni %70 kromozom anomalileridir. Bu şekilde aslında bize biraz
can sıkıcı, kötü gibi görünse de, bu olay doğal bir seleksiyondur.
Yani hayatla bağdaşamayacak kadar kötü anomalileri olan bebeklerin
erken dönemde temizlenmesidir.
Üst üste üç tane
düşük yapan çiftlerin mutlaka araştırılmaları ve
bu araştırmalar içerisinde genetik tetkik yaptırmaları uygundur.
Bu araştırmaların neticesinde bazı düşükler küçük basit tedbirlerle
önlenebilmektedir. Akraba evlilikleri ile özellikle ailesel geçişli
bazı metabolizma hastalıkları ve bazı kromozomal hastalıkların ortaya
çıkma sıklığı artmaktadır. Görünürde hiçbir hastalık yakın aile
fertlerinde bilinmese dahi, çekinik olan bazı gen karakterleri;
çiftlerin benzer olma durumunda baskın vasıf almaları mümkündür.
Sağlıklı bir gebelik süresi geçirmek ve sonunda sağlıklı bir bebeğe
sahip olmak bir anne adayı için son derece mutluluk vericidir.
Anne adayları bebeklerini ellerine almadan karnındaki bebek için
hep endişelidirler. Halk arasında yaygın söylenişi ile eli ayağı
düzgün olmak aslında genel anlamda sağlıklı bir bebeği anlatmak
için kullanılıyor. Siz anne adayları gebe olduğunuzda erken dönemde
müracaat ettiğiniz doğum hekimi sizin için gerekli olan araştırmaları
yapacak ve sizin normal bir gebelik sürecinde olduğunuz mu
yoksa yüksek riskli gebe misiniz? Bunu saptayacaktır.
Yüksek riskli gebelerde
kontroller daha sık ve detaylı yapılacaktır.
Bebeğin anomalileri yönünden ilk araştırma 11-14 gebelik haftalarında
yapılır. İkili testte fetusun NT. (nuchal translusensi) ölçülür,
kanda belli değerlere bakılarak mongol (down Trisomy 21 sendromu),
Trisomy 18, Trisomy 13, noral tüp defekti olma riski belirlenir.
Bu test yakın yıllarda
16-20 haftalar arasında yapılan üçlü testten daha hassas bir testtir.
Tanısal değer %60’lara varabilmektedir. Bu testle anomalili bebeklerin
erken dönemde tanınmasını sağlama yönünde yapılan tarama testleridir.
Sonuçlar sadece risk
grubunu belirler. 35 yaş ve üzeri anneler yaş itibari ile yüksek
riskli sayıldıklarından tekrardan risk ölçümü önerilmez.
35 yaş üzeri anneler,
daha önceden anomalili bebek sahibi olanlar, genetik yük taşıyanlar
ve ikili testte ve üçlü testte yüksek risk grubunda çıkanlar için
16-20 gebelik haftalarında amniosentez yapılarak gerçek
kromozom analizi yapılır ve kati teşhis konur.
Yine erken dönemde kromozom anomalilerini belirlemek amacıyla 9-12
haftada koryon villus biyopsisi yapılabilir.
Daha ilk doktor
vizitinde anne ve baba adayının kan gruplarının, annenin tam kan
sayımı, kan şekeri, üre ve Hepatit B, Hepatit C, HIV virüsü, Toxoplazma
taşıyıcılığı aranır.Hepatit B taşıyıcısı olan anneler, bebeklerine
doğar doğmaz Hepatit B aşısı ve bağışıklık olarak da Hepatit
b inmunoglobulin verilerek bu hastalığa karşı bebek koruma altına
alınmış olur.
Anne adaylarının dengeli
beslenmeleri, sağlıklı bir bebek doğumu açısından çok önemlidir.
Gebeliğin bir
anne adayına getireceği ek kalori ihtiyacı günde 300
kilo kaloridir.Gebeliğin ek kalori tüketimi, gebelik süresince
eşit dağılım göstermez. Gebe kalmayı izleyen, ilk birkaç hafta boyunca
en az düzeydedir. İlk üç ayın sonuna doğru hızlı bir artış gösterir.
Gebeliğin geri kalan süresi içinde genellikle sabit kalır. İkinci
üç ay içinde kilo artımı anneye aittir.Bebek son üç ayda kilo alır.
Normalde gebelikle kilo artışı 9-11,5 kg olarak kabul edilmektedir.
Başlangıçta kilo fazlası olan gebelerde, gebelik süresince
optimal kilo artımı 7 kg, kilo eksiği olanlarda ise 14 kg.dır.
Aşırı kilolar gebelikte
tansiyon yüksekliği ve diabet için risk oluşturur.
Genellikle gebelikte
kilo verilmesi önerilmez. Gebelikte vitamin ve minerallere gereksinim
artar. Ancak bazı vitaminlerin özellikle gebeliğin ilk üç ayında,
fazla düzeyde alınması teratojen ( sakatlıklara yol açan ) etkilidir.
Örneğin A vitamininin belli düzeyin üzerinde alınmasa teratojen
etkilidir.
Gebelikte, diyetinize
etkileyeceğiniz mineraller, demir, kalsiyum ve çinko gerek bebeğin
sağlıklı gelişimi, gerekse annenin dengeli gebeliği
açısından önemlidir.
Anneye kalsiyum- Demir(Fe),
folat ve B vitamininden zengin gıdalar önerilir. 3. aydan sonra
ise diyete dengeli vitamin, demir, kalsiyum doktorumuz tarafından
önerilecektir.
Gebelikte seyahat, gebelerin sıkça doktora danıştıkları durumlardan
biridir. Düşük tehdidi, erken doğum tehdidi, kanamaya neden
olabilecek placenta previa ( çocuk eşinin rahim ağzına
yakın olması yada tam kapatması ) gibi özel bir durum yoksa seyahate
uygun koşullarda müsaade edilir. Gebelerde uzun süre aynı pozisyonda
kalmak bacak kan dolaşımını bozacağından varislere ve damar içi
kan pıhtılaşmalarına yol açacağından seyahat esnasında sık
sık mola vermek, bu sırada gebeye kısa bir yürüyüş önerilir. Basınç
kabinleri ayarlanmış uçak yolculuğu gebeler için güvenlidir.
Gebelerde ağız sağlığı önemlidir. Problemli dişler gebelik esnasında
tedavi edilebilir.
Gebelikte özellikle
doğuma hazırlık yönünden 5 ve 6. aydan sonra doktor kontrolünde
yorucu olmayan egzersizler önerilebilir. Bunlar arasında kalça kaslarını
güçlendiren egzersizler, karın kaslarına yönelik egzersizler, soluk
alıp verme ve ıkınma egzersizleri vardır. Yorucu beden derecesini
artıran dakika nabız sayısını 120 üzerine çıkaran egzersizler zararlıdır.
Cinsel ilişkiye herhangi bir (düşük tehdidi, erken doğum tehdidi,
plasantanın rahim ağzına yakın yerleşimli oluşu gibi durumlar dışında)
gebelik evresinde son aya kadar müsaade edilir( 8. ay sonuna
kadar).
Anne adaylarının diğer
bir endişesi de doğumun nasıl olacağıdır. Sıklıkla anne adayları
doğum hekimine doğumun normal mi yada sezaryenle mi olacağı konusunda
soru yöneltirler. Birkaç kesin durumun dışında henüz doğum olayı
başalamadan doğumun sezaryen ile mi yoksa vajinal yoldan mı
olacağı kesinlik kazanmaz. Bir gebeye önceden sezeryen olacağını
söyleyebilmek için çocuğun eşinin önde olması ( plasenta previa
), çok iri bebek (4500 gr. Ve üzeri) annenin pelvisinin çok dar
olması, bebeğin geliş anomalileri ( ters olması) annenin eskiden
geçirilmiş rahim ameliyatları (myomektomi, metroplasti gibi) dışında
doğumun nasıl olacağını söylemek mümkün değildir. Bazen çocuğun
eşi gününden önce ayrılır. Çocuğu besleyen eş anne rahminden
ayrılınca bebek yeteri kadar besin ve oksijeni anneden alamaz ve
anne karnında ölür. Bu durum çok acildir, bebek hayatını tehdit
ettiği gibi annenin de yaşamsal riski vardır. Acil sezaryen yapılarak
bebek ve anne yaşamı kurtarılabilir.
Anne karnında gelişme
gerilikleri, prematüre doğumlarda sezaryenle doğum tercih edilir.
Normal doğumun üç evresi vardır. Bunun ilki ağrılar ve rahim kasılmaları
ile rahim ağzının yumuşayarak açılması, tam açılma olduktan sonra
yine rahim kasılmaları ve annenin ıkınmaları ile bebeğin doğuşu
üçüncü evrede plasentanın ayrılışıdır. Bütün bu eylem sırasında
bebeğin içeride oksijensiz kalmasının tespiti, rahim açılmasının
durması, doğumun ilerleyememesi durumlarında da normal bir doğum
takip edilirken sezaryenle sonuçlanabilir.
Gerek normal doğumun
gerekse sezaryenin amacı sağlıklı bir anne ve ona verebileceğimiz
sağlıklı bir bebektir. Ülkemizde halen doğum esnasında anne ve bebek
ölümleri gelişmiş ülkelere oranla çok daha fazladır. Bunlar arasında
kırsal kesimlerde, evde yalnız ebe yardımı ile doğum hala süregelmektedir.
Kırsal kesimde ki insanlarımıza ehil ellerde doğum imkanı sunduğumuz
takdirde bu oranın çok hızlı olarak düşeceğine eminim.
Jin.Op.
Dr. Zehra ÇETİNKALE
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzm.
|