Doğum Tarihi :29.01.1964
Doğum Yeri :Bulgaristan
Mezuniyet :Varna Tıp Fakültesi 1987
Uzmanlık :İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi
Görev :9 yıldır özel hastanelerde çalışmakta, 1 aydan beri ise hastanemizde görev yapmaktadır.

 

Uzm. Dr. Bahtişen SÖNMEZ

İÇ HASTALIKLARI

 Dahiliye olarak ta bilinen İç Hastalıkları Bölümünde; karaciğer, guatr, şeker, kalp, tansiyon, bronşit,  kan hastalıkları, zatürree, tüberküloz, sindirim sistemi (mide ve bağırsak) hastalıkları,  romatizmal hastalıklar, enfeksiyon,  solunum sistemi, hormon ve şişmanlık. gibi vs. hastalıkların tedavileri yapılmaktadır. Dahiliye bölümümüzde ayrıca her yaşa ve şikayetlere göre özel ayarlanmış Check-Up programları mevcuttur. Ünitemizde; teşhis ve tedavi hizmetlerinin yanı sıra  konsültasyon hizmetleri de verilmektedir. Hastanemizde her türlü hastalığın tanısı için yapılması gereken tüm tahlil ve testler ile radyolojik tetkikler  yapılmaktadır. Ayrıca hastanemizde; iç hastalıklarının yan dalları olan gastroenteroloji, onkoloji, kardiyoloji branşları ile gerek tanı gerekse tedavi ve laboratuar incelemeleri konusunda  koordineli çalışma yürütülmektedir. Genel sağlık sorunlarıyla başvuran hastaların  rahatsızlıkları belirlenerek ilgili branşlarda konsültasyonları yapılarak  tedavileri sağlanır.

VİRAL HEPATİTLER

            1900’lü yılların başında bulaşıcı sarılık hastalığının virüs denen bakterilerden daha küçük etkenler aracılığıyla oluştuğu fikri oluşmuştu.1960’lı yıllarda  Hepatit B enfeksiyonu etkeni olan Avusturalya antijeni tespit edildi.1973 yılında da Hepatit A virüsü ayırt edildi.1980’lerin sonunda ise Hepatit C ve daha sonrada sırasıyla D ve E virüsleri tanımlandı.Viral Hepatit en belirgin olarak karaciğeri etkileyen bir hastalıktır. Bu enfeksiyon esnasında karaciğerdeki bulgular virüsün tipine göre değişmez. Çoğu kez asemptomatik olarak yani çok az belirti vererek hafif şikayetlerle geçirilir. Sarılık muayenede tespit edilemez ve kendi kendine sınırlanarak atlatılır. Bazı vakalar ise grip veya ishal gibi şikayetlerle başlayarak sarılık oluşumu ile öne çıkar. Bazı belirtiler gerilerken, bazı belirtiler  ağırlaşır. Örneğin iştahsızlık, aşırı halsizlik, kilo kaybı, göz ve ciltte sarılık ön plana çıkar.

     Viral Hepatitlerden A ve E tipi virüsler esas olarak fekal oral yolla yani virüs bulaşmış su veya gıdalarla bulaşır, nispeten daha hafif bir seyir sürerler ve hemen hemen tamamen tam bağışıklık bırakarak düzelirler. Hastalığın başlama süreci virüsün alımından itibaren 2-6 hafta arsındadır. B, C ve D tipi virüsler ise gıda yoluyla değil, kan yoluyla ve seksüel yolla bulaşırlar. B ve C tipi virüsler için başlama süresi genellikle 2-6 ay arasında, D tipi virüs için de süre 1-2 ay arasındadır. Bu tip sarılık enfeksiyonlar A ve E tipine göre daha ciddi bir seyir gösterirler ve kronikleşme oranı B tipi virüste %5-10, C tipi virüste %20-50 civarındadır. Kronik HBV enfeksiyonunun  %10’un, kronik HCV enfeksiyonunun ise  %50’nin siroz veya hepatoselüler karsinoma dönüşme olasılığı vardır. Laboratuarda serumda SGOT, SGPT, GGT ve LDH gibi karaciğer enzimlerinin yükselmesiyle tanı konur ve takip edilir. Biluribin denen sarılık maddesi kana fazla karıştığı için cilt sarı renk alır, bulantı, kusma, ishal, ateş, boğaz ve eklem ağrıları, bazen ciltte döküntüler ortaya çıkar. Belirgin iştahsızlık ve halsizlik söz konusudur. Tıp tayininde serumda enfeksiyon tipini belirlemek için oluşan antijen ve antikorlar aranır. Hatta daha önceden geçirilmiş olan sarılıklar da bu yolla belirlenebilir. Aynı serolojik testlerle hastalıktan korunmak için tarama yapılarak özellikle A ve B virüslerine karşı aşılanmak mümkündür.

     Bu nedenle hastalıktan korunmak için özellikle serolojik testler yapılarak hastalığı taşıyan kişileri tanımak, bulaşması muhtemel kişileri de aşılamak önemlidir. 

                                                                                             
                                                                                            
 DEMIR EKSIKLIGI ANEMISI


Anemi nedir ?
Anemi (kansizlik), kandaki kirmizi kan hücrelerinin sayisinin (eritrosit) veya içlerinde oksijen tasiyan hemoglobin adli yapinin konsantrasyonunun normalin altinda olmasi ile tanimlanir. Anemi degisik sebeplerle olusur, fakat en sik görülen sebebi demir eksikligi anemisidir.
En basit anlamda bu kansizlik iki nedenle olusur:
• Yetersiz demir alinimi
• Demir kaybinin artmis olmasi
Demir besinlerden alinir, kirmizi etler ve sebzeler (örn. fasulyegiller) demir kaynaklaridir, ancak etteki demir vücuda daha kolay emilir. Besinlerle alinan demirin emilmesi için bagli oldugu bazi moleküllerden kurtulmasi gerekir; bu nedenle bu emilim hiçbir zaman tam olarak gerçeklesmez. Genellikle gida ile alinan demirin üçte birinden azi vücuda emilir. Demir emilimi ince barsagin üst kisminda olur. Midedeki asit ortamla ve C vitaminin indirgeme potansiyeliyle bu emilim saglanir. Bu nedenle yetersiz demir alinimi demirden yoksun gida ile beslenmede (örn. Vejetaryenler), atrofik gastriti olanlarda (ki bunlarda mide asiti azalmistir) veya mide-barsak cerrahisinden sonra sik görülür. Demir kaybinin artmasi ise kanayan mide-duodenum ülseri olanlarda, aspirin kullaniminda, hemoroid ve kancali kurt (parazit) tasiyanlarda görülür. Ayrica kadinlarda adet kanamalarinin fazla ve düzensiz oldugu durumlarda, sik gebelik ve dogumlari takiben de gözlenir.

Belirtiler nelerdir ?
Anemisi olan hastalarda genellikle egzersizden sonra yorgunluk, nefes darligi, çarpinti ve halsizlik sikayetleri olur. Ayrica bas agrisi, bas dönmesi, kulak çinlamasi ve hatta bayilmalar (senkop) gözlenebilir. Deride kan akiminin yavaslamasi nedeni ile hastalar soguga karsi genellikle duyarlidirlar. Istahsizlik, hazimsizlik gibi sindirim sistemi belirtileri de bu tabloya eslik edebilir.
Kanin hayati organlara daha fazla gidebilmesinin saglanabilmesi amaci ile, deri dolasimi azalir, bu da hastalarin soluk görünümlü olmalarina sebep olur. Solukluk, anemili hastalarda sik rastlanilan bir fizik muayene bulgusudur. Dudak etrafinda çatlamalar, tirnaklarda düzlesme, kolay kirilma ve çukurlasma (kasik tirnak) görülebilir. Hastalarin %10’nunda dalakta büyüme saptanir. Kalp atislarinda hizlanma (tasikardi) ve üfürüm duyulur.

Nasil tespit edilebilir ?
Demir eksikligi tanisi basit laboratuar tetkikleri ile konulur. Tam kan sayimi, kanda demir ve TDBK( total demir baglama kapasitesi), ferritin ölçümü gerçeklestirilir.

Tedavi ?
Demir eksikligi kesinlesince, bundan sonraki adim, nedenini arastirmak ve tedaviyi buna göre planlamaktir.
Tedavi ile amaçlanan:
• Anemiyi düzeltmek
• Demir depolarini doldurmak
• Etiolojide rol oynayan faktörleri ortaya koymak ve mümkün ise bunlari düzeltmek.
Hastalarin çogunda agiz yolu ile alinan demirle anemi düzelir. Aç karnina alinan demirin emilimi fazla olmasina ragmen bazi hastalarda bulanti, mide agrisi, ishal, kramplar gibi sikayetlere sebep olabilir. Bu nedenle bunlari önlemek için tok karnina verilir. Tedavinin ilk 3 haftasinda agiz yoluyla alinan demirin emilimi %15 iken bu oran daha sonraki haftalarda %5’lere kadar düser. Bu nedenle agir demir eksikligi vakalarinda anemiyi düzeltmek ve demir depolarini doldurmak için 6 ay sürecek tedavi süresine ihtiyaç vardir.
C vitamini, demir ile birlikte alindiginda demir emilimini %20-%30 arttirir.
Mide-ince barsak ameliyatlari geçiren hastalarda demir emilimi bozuk oldugu için, parenteral (kalçadan veya damardan) demir tedavisine ihtiyaç vardir. Çok nadir alerjik reaksiyonlar görülebilir. Bu nedenle ilk enjeksiyonlar mutlaka hastanede doktor kontrolü altinda yapilmalidir.

GUT HASTALIĞI

 GUT; Hipokrat zamanından beri bilinen, serum ürik asid düzeyinin yükselmesi, eklemlerde ürat kristallerin depolanması ve akut artrit hecmeleri ile seyreden kronik bir hastalıktır. Halk arasında "damla hastalığı" diye de anılır. Kalıtımsal (genetik) yönünün eski zamandan beri bilindiği bir gerçektir, fakat sosyal yaşam ve çevre faktörlerinin de etkili olduğu düşünülmektedir. Yapılan araştırmalarda savaş sırasında gut sıklığı azalmış, refah dönemlerde artmıştır. Gut daha sık erkeklerde görünür. 40 - 65 yaş arası hastalığın en sık ortaya çıktığı yaşlardır. Kadınlarda genellikle menopozdan sonra görülebilir.

 Gut oluşması için risk faktörleri;  

  • Erkek olmak
  • Şişman olmak
  • Aşırı protein (et) tüketmek
  • Alkol almak
  • Yüksek toplumsal tabakalardan olmak (kralların hastalığı)
  • 40 yaşını aşmış olmak  vs. olarak sıralayabiliriz.

Gu’tun oluşması için kanda ürat düzeyinin uzun süre 7mg/dl' nin üstünde olması gerekiyor. Gut kronik bir hastalıktır ve akut alevlenmeler ile seyreder. İlk hecme (atak) genellikle alt ekstremiteleri etkiler. En sık tutulan başparmağın metatürsofalanjeal eklemidir. Daha seyrek olarak ayak kemeri, ayak bileği, topuk, diz ile çok seyrek el ve kol eklemleri tutulabilir. Akut artrit krizini travmalar (uzun yürüyüşler, rahatsız ayakkabılar, spor faaliyetleri) başlatabilir. Ayrıca akut hecmeler aşırı yemek, alkol tüketimi, cerrahi girişimleri ve infeksyonlar sonrası görülebilir.

Gut hecmesi genellikle gece başlar. Ayak başparmağında aniden şiddetli ağrı ile birlikte şişme ve mora çalan kızarıklıklar  oluşur. Bu şikayetler; saatler, bir kaç gün veya bazen haftalarca sürebilir. Hecme geçtikten sonra eklem üzerindeki deri soyulur. Önlem alınmaz ise genellikle 2 yıl içinde ikinci hecme gelebilir. Her hecmeden sonra eklem harabiyeti artar ve iyileşmeler tam değildir. Eklem şekil bozuklukları, kalıcı fonksiyon bozuklukları  ve hareket kısıtlamaları gelişir. Ayrıca ürat kristallerin birikmesi sonucu kulaklarda, parmak uçlarında, el ayasında ve ayak tabanlarında deri altı şişlikler (tofüsler) oluşur. Ürat kristalleri; böbreklerde çökebilir ve iltihabi reaksyona yol açabilir. Böbrek fonksiyonlarını bozabilir. Ayrıca gut’lu hastaların yaklaşık %20' sinde ürik asid taşları oluşabilir. Gut hastalığının tanısında biyokimya (plasma ürik asid düzeyi, v.s.) ve radyolojik tetkikler kullanılır.

Akut hecmenin tedavisinde yatak istirahati şart. Colchicin, antiinflamatuar, kortikosteroidler kullanılır. Purinden zengin besinler kısıtlanır.  Kronik gut artritinde serum ürat düzeyini  6mg/dl 'nin altında tutacak şeklinde Allopurinol verilir. Böbrek taşlarının oluşmasını önlemek amacı ile de bol su (2 litre ve üzeri) içilmesi tavsiye edilir.

Sağlıklı ve mutlu günler dileği ile ! 

                                                                                            iÇ HASTALIK UZMANI
                                                                                       Uzm. Dr. Bahtişen SÖNMEZ