Doğum Tarihi :1971
Doğum Yeri :Kocaeli
Mezuniyet :İst. Üniv. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 1995
İhtisas: Haseki Devlet Hastanesi
Görev : 5 ay Özel Doğan Hastanesi'nde çalıştı. Nisan 2005 tarihinden bu yana hastanemiz bünyesinde görev yapmaktadır
 
 

     Uzm. Dr. Şebnem ALTINLI

Çocuk Sağlığı ve Hast. Uzm.

   

   

 
 
Doğum Tarihi :1962
Doğum Yeri : Elazığ
Mezuniyet :İst. Üniv. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 1985
İhtisas: Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1996
Görev : Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi kadrosunda olup, Bakırköy Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalıştıktan sonra Ekim 2007'de buradan emekli oldu. 19.10.2007 tarihinden itibaren Özel Ataköy Hastanesi!nde görev yapmaktadır
 
 

     Uzm. Dr. Leyla YOLAR

Çocuk Sağlığı ve Hast. Uzm.

 
 

ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI

Bebeğin doğumdan 14 yaşına kadar, tüm hastalıklarının teşhis ve tedavisiyle ilgilenen bilim dalı pediatridir.  Çocuk  sağlığının korunması ve gelişmesinde düzenli olarak aylık doktor kontrolleri yapılmalıdır. Bu sayede bebeğin gelişim ve büyümesi takip edilebilmekte, olası bir hastalıkta da teşhisi erken konulabilmektedir.

 Aşı: Çocuk sağlığında aşılar çok önemlidir. Çocukluk dönemi hastalıklarından korunma amaçlı Çocuk sağlığı ve hastalıkları  polikliniğinde  doğumdan  itibaren  bebeklere  dünya sağlık örgütünün önerdiği  program doğrultusunda tüm aşılar yapılmakta, bebek beslenme ve gelişimi düzenli olarak takip edilmektedir.

TÜM  İMKANLAR  MEVCUT.....
 
Özel Ataköy Hastanesi’nde  değerli varlıklarımız olan bebeklerin muayene, tetkik, laboratuar, röntgen, ultrason, aşı, teşhis ve tedavileri aynı birimde tamamlanmaktadır.
 Pediatri Branşının Kapsadığı Hastalıklar;
  •       Yeni Doğan hastalıkları
  •       Koruyucu aşılar
  •       Bulaşıcı hastalıklar
  •       Hepatit A (bulaşıcı sarılık)
  •       Hepatit B
  •       Kabakulak
  •       Kızamık
  •       Kızamıkçık
  •       Su çiçeği
  •       Difteri
  •       Tetanos
  •       Çocuk felci
  •       Menenjit
  •       Boğmaca
  •       Beslenme
  •       Akut gastroenterit
  •       Gripal enfeksiyonlar
  •         Ateşe bağlı olarak gelişen hastalıklar,
  •         Doğuma bağlı olan hastalıklar,
  •         İshal vs. yaklaşık 200 hastalık bu bilim dalı içerisinde tedavi edilmektedir.
           Çocuk Doktorumuz ve Jinekologumuzun işbirliği ile, anneler her konu hakkında bilgilendirilmektedir. Ünitemiz; 24 saat kesintisiz staf ve nöbetçi uzman doktor kadrosu ile hizmet vermektedir.
Gündüz poliklinik hizmetlerimiz, 09:00 – 18:00 saatleri arasında iki uzman hekim tarafından sürdürülmektedir.
  
 
              Küçük  ve  erken  doğum  sonucu  düşük  ağırlıklı  ve  problemli  bebeklerimizin tedavisiyle ilgili kuvözlerimiz  ve yeni  doğan  bebeklerde  görülen sarılıklar  için fototerapi cihazlarımız bulunmaktadır.
 
DOLAŞMAYA  VE  BEKLEMEYE  SON
 
Cerrahi  sorunlarının  çözümünde  çocuk  cerrahisi  uzmanı  ile  konsültasyon yapılmaktadır.

ANNE SÜTÜ

         İdeal süt çocuğu beslenmesinde bir numaralı faktör anne sütüdür. Anne sütünden daha ekonomik, daha besleyici, daha güvenilir, verilmesi daha kolay ve zahmetsiz hiçbir mama yoktur.

       Yılda milyonlarca çocuğun ölümünü önleyen, ucuz,  yan etkisi olmayan kolay verilebilen ve soğuk zincire gereksinim göstermeyen bir aşı olsa bu halk sağlığı yönünden hemen uygulanması gerekli harika bir bağışıklanma yöntemi oluşturur. İşte anne sütü ile beslenme böyle bir bağışıklanma yoludur. Sadece ve sadece anneyi destekleme, sıcak zincirini gerektirir. Bugün insanoğlu doğaya karşı verdiği egemenlik savaşında başarılı olmuşsa da kendi ürettiklerine yenik düşmüş gibidir. İnsan doğallıktan uzaklaştığını sezinleyip bundan kurtulmaya çalışsa bile uygarlığın yarattığı insanlığı kendi çıkarları uğruna yok etmeye çalışan çok uluslu mama şirketleri – tekelleri karşısında güçsüz ve zavallı durumundadır. Çağımızın kuşkusuz en büyük sorunu doğadan yabancılaşmanın bilincine varmak, insanı buna iten nedenlere karşı koymaktır.

      İnsanlar yaklaşık olarak iki milyon yıldır yer yüzünde yaşamaktadır. Son beş bin yıla kadar insanlar avcı-toplayıcı bir yaşam sürmüş ve bebeklerini muhtemelen anne sütünden başka bir şeyler beslememişlerdir. Ancak insanların yerleşik tarım toplum düzenine geçmeleri besin üretiminde ve çeşitliliğinde artma olması bebekleri beslenmelerinin değişmesine yol açmıştır. Erişkinler kendilerine tatlı gelen şeyler ve yetiştirdikleri hayvanların sütleriyle bebeklerini beslemeye çalışmışlar, başka hiçbir canlıda görülmeyen bir şekilde doğumdan sonra gelen ilk sütün (kolostrum) tadını acı ve tuzlu bularak bunun atılması, bebeğe tatlı gelen besinlerin  verilmesi gibi adetler edinmişlerdir.

      Eski Mısır’da  M.Ö 1550 yılından kaldığı  sanılan Ebers papirüsünde bebekleri beslemenin tek yolunun anne sütü ile olduğu anlatılmaktadır. Eski Mezopotamya’da Babiller de anne sütüne büyük önem vermişler, baş tanrıçaları İştar’ı bebeğini emzirirken tasvir etmişlerdir. Eski Türk’lerde anne sütü kutsaldı. Yakut Türklerinde güzellik ve analık tanrıçası Ayzıt’ın yeni doğan bebeğin ağzına “süt gölünden” getirdiği sütünü damlatarak can verdiğine inanılırdı.

      İslamiyette bebeğin anne karnında kanla  beslenmesi ile doğumdan sonra anne sütü ile beslenmesi arasında kesintisiz bir devamlılık vardır. Anneler çocuklarını tam iki yıl emzirirken Bakara suresi 2.233. Çocukların taşınması ve sütten kesilmesi 30 ay sürer (Ahkaf suresi 46:15)

     Hz.Muhammet’in (S.A.V) bebek için annesinin sütünden daha hayırlı süt yoktur şeklindeki hadislerinin anlamı ancak son yıllarda bilimsel araştırmalar sonucu anlaşılmıştır. Çünkü her annenin sütü kendi bebeği için en uygun şekilde yapılmaktadır. İslama göre anne sütü ile beslenme bebeğin hakkı olduğu kadar bunu sağlamak da anne ve babanın görevidir.

      İbni Sina (980-1037) ünlü eseri El-Kaânun fit-tıp (tıp kanunu) da anne sütünün anne karnındayken onu besleyen kana en çok benzeyen besin olduğunu bebeklerin mümkün olduğu kadar anne sütü ile beslenmeleri gerektiği açıklanmaktadır.

      İlk Türk çocuk hekimliği kitabı olan Tedbir ül Mevlüt (çocukların korunması)(1700) ün yazarı olan Ayaşlı Şaban Şifai (1645-1701) bebeklerin beslenmesinde anne sütünün önemini belirtmektedir.

     Onsekizinci yüzyılda yaşamış olan Resil’ül Etıbba Gevzekzade Hafız Hasan, Neticetül fikriyye fi tedbiri viladetül bikriyye (çocukların doğumları konusunda fikirlerin sonuçları) adlı eserinde (1794) anne sütünün üstün özelliklerini anlatttıktan sonra sözün kısası eğer bebeğin annesinin sütü olupta emzirmeye elverirse ise ondan alası yoktur demektir.

     Günümüzde yapılan bilimsel araştırmalarla anne sütünün en az 4-6 ay; ideal olarak 9-12 ay süre ile verilmesi önerilmektedir .Sağlık koşullarının çok kötü olduğu yerlerde anne sütü bebeği çeşitli enfeksiyonlara karşı korumaktadır. Bu gerçek Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Unicef tarafından da kabul edilmiş ve yayınlanan kitaplarda özellikle ishalli hastalıkların yaygın olduğu geri kalmış ülkelerde bebeklerin iki yıl emzirilmeleri önerilmektedir.

     Avrupa’da sanayi devrimiyle birlikte kadınların çalışmaya  itilmesi emzirmeye ilgiyi azaltmış. Bebekler anne sütü yerine hayvan sütleriyle beslenmeye başlanmıştır. Ancak bebek ölümlerinin arttığı dikkati çekmiştir.18.yy da anne sütünün önemi yeniden anlaşılmışsa da daha sonra bebek mama sanayinin gelişmesi ile anne sütü önemsenmemeye başlanmıştır. Bu yıllarda yazılan kitaplarda bebek mamalarının tarifiyle doludur. Yirminci yüzyıla gelindiğinde bebek beslenmesinde inek sütünün daha fazla kullanılmasının bebeklerde ishallere bağlı ölümlerin arttığı yıllara rastlaması çok ilginçtir.

     Amerikalı ilk pediatri profesörü Jacobi (1830-1919) bile bebeklerin beslenmesinde kaynatılmış inek sütünün savunucusu olmuştur. Bu yıllarda Harvard dan Rotch (1849-1914) bebeklerin anne sütü ile en az 3 ay ideal olarak 9 ay beslenmeleri gerektiğini söyleyerek bu günkü görüşlerimizin temelini atmıştır. Ancak uzun yıllar mamalar önemli bir ticari ürün olarak belirli çevrelere para kazandırmaya devam etmiş, araştırmalar da  bu yönde yapılmıştır.

     Birinci Dünya Savaşından sonra başlayan kadın hakları hareketinin yanlış değerlendirilmesi sonucu emzirmenin önemi iyice unutulmaya başlanmış, biberonlar kadın özgürlüğü ve modern anneliğin simgesi haline gelmiştir. Anne sütü kötülenmiş, mamalar göklere çıkarılmıştır. Bilim adamları mamalara buldukları şeyleri ekleyerek gurur duymaya başlamışlardır. Bütün bunlar gelişmiş ülkelerde mama endüstrisinin gelişmesine yaramış,kurulan uluslar arası bebe maması şirketlerinin gücü devlet yönetimlerinde hissedilmeye başlanmıştır. Kısaca söylemek gerekirse bebek beslenmesi konusu uluslar arası şirketlerin eline geçmiştir.

     Özellikle son yıllarda gelişmiş ülkelerde anne sütünün öneminin giderek anlaşılmasıyla mama şirketleri geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde yeni pazarlar bularak ürünlerini satmak için aşırı bir propagandaya girmişlerdir. Bu  propagandalar kullanılan yöntemler de aşağı yukarı aynıdır. Anne yöntemler de aşağı yukarı aynıdır. Anne sütünün kimyasal özelliklerinden biri veya birkaçının yetersiz olduğu gösterilir ve üretilen mamada bu eksik maddelerin konduğu belirtilir. Bütün şirketlerin mamalarında aynı formül sağlanınca anne sütünde yeni eksikler saptanır. Daha önce söylediklerine tamamen ters düşse bile formüller yeniden ayarlanır ve her şirket kendi yaptığı mamanın üstünlüğünü göstermek için yeni bilimsel çalışmalar yaptırır.

     Emzirmek için kullanılmayan memelerin bedelini anneler ve bebekler çok ağır ödemiş ve ödemektedirler. Bebeklerdeki beslenme bozuklukları ve enfeksiyon hastalıklarının yaygınlığı ve öldürücülüğü geçmişteki kadar olmasa bile hala sorundur. Emzirmeyen annelerdeki meme kanserine yakalanma riski de dikkati çekmektedir.Yapılan hatalar 1978 yılında Amerikan pediatri akademisi gibi muhafazakar bir kısım tarafından kabul edilmiş, anne sütü konusundaki araştırmalara ağırlık verilmiş; bu güne kadar kamuoyunda yaratılan yanlış bilgiler kazınmaya,bebeklerin doğanın kendilerine armağan ettiği en kıymetli besin olan anne sütü ile beslenmelerinin önemi vurgulanmaya başlanmıştır.

      Anne sütünün en önemli özelliği şüphesiz yaşayan bir sıvı özelliği göstermesidir. İçeriği sabit olmayıp bebeğin yaş ve fizyolojik durumuna uygun değişim gösterir, besin maddelerini uygun miktar ve kalitede içermesinin yanı sıra süt çocuğunu enfeksiyonlardan koruyan immunglobulünleri, hücreleri ve faktörlerini içermesi ile tek fizyolojik bebek besleyicisi olma özelliğindedir.

Anne sütü ile beslenmenin üstünlüklerini şu şekilde özetleyebiliriz:

 1.      Anne sütü bebeklerin fizyolojik özelliklerine göre en uygun besindir.
 2.      Biyolojik fonksiyonları organ ve sistemlerin büyümesini düzenleyen büyüme faktörlerini içerir.
 3.      Süt çocuklarını enfeksiyonlardan koruyan faktörler içerir.
 4.      Verilmesi kolaydır. kontaminasyon sorunu yoktur.
 5.      Allerjen değildir.
 6.      Ekonomiktir.
 7.      Hazırlama, ısıtma, soğutma sorunu yoktur.
 8.      Kontraseptif etkisi vardır.
 9.      Annede meme kanseri riskini azaltır.
10.     Anne-bebek arasında olumlu psikolojik bağ kurar.
11.       Anne sütü ile beslenme nekrokzan enterokolit çölyak hastalığı, tip I diyabet, orta kulak      
         iltihabı, diş çürükleri, atopik hastalıklar molnütrisyon ve obezitenin gelişmesinin   
         önlenmesinde önemli bir faktördür.

    Yaşamın ilk dört-altı ayında bebeklerin sadece anne sütü almaları hemen bütün farklı toplum ve kültürlerde en üstün beslenme şekli olarak benimsenmiş gibi görünmektedir. Ancak bu en doğal ve basit beslenme şekli sağlık personeli tarafından yeterince önemsenmemekte çocuğun sağlığını sadece yaşamın ilk birkaç yılında değil ama ömür boyu olumlu etkileyecek olan emzirmenin başlatılması ve sürdürülmesinde halen çeşitli sorunlar yaşanmaktadır .Ülkemizde ortalama anne sütü alım süresi 10 ay olmasına rağmen yaşamın ilk üç ayında sadece anne sütüyle beslenen bebeklerin oranı%13.8’dir. Çoğu bebek gereksiz yere erken ek besin almaktadır

       Anne sütüyle ilgili çalışmalar son yıllarda hızla artmış olup böylece hastanelerdeki rutin doğum uygulamalarının gerçekte emzirmeyi nasıl baskıladığı ve engellediği ortaya çıkmıştır. Doğumdan sonra anne bebeğin ayrılmaları, emzirmenin başlama; sıklık ve süresinin kurallarla kısıtlanması, firmaların annelere ücretsiz mama dağıtmalarına izin verilmesi, süt inmesi beklenirken bebeğe şekerli su veya inek sütü verilmesi gibi yapılan rutin uygulamaların süt yapımını azaltan bebeğin memeyi kavramasını önleyen, anne memesine olan iştahını azaltan enfeksiyon ve allerji riskini artıran uygulamalar olduğu fark edilmiştir.

      Bebek doğar doğmaz en kısa zamanda (ilk yarım saat) anne memesine kanmalıdır. Bu ilk tensel temasın emzirme üzerindeki olumlu etkileri uzun süre devam etmekte ve bebekteki ilk bakteri kabrizasyonu hastane ve personelden geçebilecek zararlı bakteriler yerine anneden bebeğe geçecek zararsız  bakterilerle olmaktadır.

  •  Bebeğe tıbbi bir zorunluluk olmadıkça emzirme öncesi başka hiçbir besin verilmemeli ve ilk olarak çok değerli olan ön sütü (kolastrum) alması sağlanmalıdır.

  •  Bebek canı her istediğinde gece-gündüz sık olarak istediği sürece (4 dakikadan az 30 dakikadan uzun değil ) emzirilmelidir.

  •  Bebekle anne sürekli aynı odada kalmaları (aynı odada kalmak bebeğin canı her istedikçe emmesini kolaylaştırması) sağlanmalıdır.

  •  Emzirilen bebeğe ilk 4-6 ay (su dahil) hiçbir ek besin verilmemelidir.

Anne sütünün yeterli olabilmesi için bebeğin sürekli annesiyle birlikte olması, yeterli sıklıkta ve doğru emzirilmesi gerekir. Unutulmamalıdır ki annenin yemesi içmesi, dinlenmesi dahil hiçbir şey süt yapımını bebeğin memeyi emmesi kadar artıramaz. Unutulmamalıdır ki ana ve çocuk sağlığı düzeyinin yükseltilmesi için yapılacak hiçbir girişim “anne sütünün teşviki” kadar yarar sağlamayacak; doğal bir yaşam kaynağı olan “anne sütünün” ve emzirme kültürünün korunması için gösterilecek çabalar boşa gitmeyecektir.

 

                                                               ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI
                                                               Uzm. Dr. Şebnem ALTINLI

AKUT BRONŞİYOLİT

İlkbahar ve sonbahar aylarında daha sık görülen ve özellikle süt çocuklarında solunum sıkıntısı, hırıltı ve öksürükle orta ya çıkar.
Bronşiyolit iki yaşından küçük çocuklarda sıklıkla viral etkenlerin neden olduğu, hızlı solunum, göğüste çekilmeler ve hışıltılı solunum (wheezing) ile karakterize, bronşiyollerin iltihabı ile seyreden klinik bir sendromdur.
Bronşiyolit ülkemizde kış aylarında salgınlara yol açar. Daha çok bir yaşın altında olmak üzere özellikle sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan ailelerde, kalabalık ortamda yaşayan, sigara dumanına maruz kalan ve anne sütü almayan bebeklerde daha sık görülür. Viral etkenler arasında en sık respiratuar sinsisyal virüs (RSV), daha az sıklıkla diğer mikroorganizmalar neden olmaktadır.
TANI
İlk bulgular burun akıntısı, öksürük ve hafif ateş gibi üst solunum yolu infeksiyonu şeklindedir. Bir-iki gün içerisinde bunu solunum sayısında artış, göğüste retraksiyonlar ve hışıltılı solunum izler. Huzursuzluk, beslenme güçlüğü ve kusma gözlenebilir. Fizik muayenede solunum sayısı artmıştır, taşikardi vardır. Vücut ısısı normal olabileceği gibi yüksek ateş de görülebilir. Konjünktivit, otit ve farenjit de bazı hastalarda eşlik edebilir.
Genellikle bronşiyolitli çocuk, hastalığı hafif ya da orta şiddette geçirir. Bronşiyolit nedeni ile hastaneye yatırılan, ancak önceden sağlıklı olan çocuklarda belirti ve bulgular 24-48 saat devam eder. Hastalık semptomları iki, üç günde doruğa çıkar, yedi-on gün içerisinde giderek azalır, öksürük haftalarca devam edebilir. Hastanede ortalama yatış süresi üç, dört gündür. Ancak hastanede yatan çocukların %7’sinde hastalık çok ciddi seyredebilir. Dört-altı haftalıktan küçük bebeklerde hastalık daha şiddetli seyrettiğinden, hastanede yatma süresi daha uzun olabilir.
Üçten fazla bronşiyolit atağı, çocukta ve ailede atopi ve alerji öyküsü varsa hasta astım yönünden değerlendirilmelidir.
Akut bronşiyolitin tedavisi destekleyici olup hastada oksijenizasyonun düzenlenmesini tıbbi tedaviyi ve hastanın komplikasyonlar açısından yakından izlenmesini içerir.
Evde ve hastanede sigara içilmesinin engellenmesi, sık el yıkanması ve maske kullanılması (sekresyonlar yoluyla hastalığın diğer çocuklara yayılmasını önlemek için) aile bireylerine anlatılmalıdır.

Uzm.Dr.Leyla YOLAR

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

 

  ATAKÖY  HASTANESİNDE  DOĞMAK  BİR  AYRICALIKTIR.

ÇOCUKLARIMIZ  HER TÜRLÜ  SAĞLIK  HİZMETİNDE  %10 İNDİRİM 

 HAKKINA  SAHİPTİR.

 
 
n